Kolon Kanserinde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor!..

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kolon kanserinde erken tanının hayat kurtardığını vurgulayan Doç. Dr. Aydıncan Akdur, şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisi’nin konuğu oldu. Kolon kanserinin risk faktörlerinden korunma yollarına, kolonoskopinin erken tanı ve hastalık ortaya çıkmadan önlenmedeki kritik rolünden modern laparoskopik ve robotik cerrahiye kadar merak edilen soruları yanıtladı. Akdur, “Riskinizi bilin, taramalarınızı ertelemeyin, belirtileri önemseyin” mesajıyla okurlara erken davranmanın önemini anlattı.
Aydıncan Bey, kolon kanseri neden günümüzde daha sık görülüyor? En önemli risk faktörleri nelerdir?
Kolon kanseri dünyada en sık görülen kanserlerden biri ve son yıllarda özellikle 50 yaşın altındaki kişilerde de artış dikkati çekiyor. Bunun tek bir nedeni yok. Hareketsiz yaşam, obezite, işlenmiş ve kırmızı etlerin fazla tüketilmesi, liften fakir beslenme, sigara ve alkol önemli risk faktörleri arasında. Yaşın ilerlemesi, ailede kolon kanseri veya bağırsak polibi bulunması, bazı kalıtsal hastalıklar ile uzun süreli ülseratif kolit veya Crohn hastalığı da riski artırıyor. Ancak genetik kader değildir. Sağlıklı yaşam ve zamanında tarama ile riskimizi önemli ölçüde azaltabiliriz.


Kolon kanserinde erken dönemde hangi belirtiler mutlaka dikkate alınmalıdır?
Kolon kanseri erken dönemde hiçbir belirti vermeyebilir. Bu nedenle tarama çok önemli. Bununla birlikte dışkıda kan, yeni başlayan ve devam eden kabızlık veya ishal, dışkılama alışkanlığında değişiklik, karın ağrısı ve şişkinlik, açıklanamayan kilo kaybı ve özellikle demir eksikliğine bağlı kansızlık mutlaka araştırılmalıdır. Özellikle dışkıda kan görülmesini hemen hemoroid hastalığına bağlamamak gerekir. Her kanama kanser değildir ancak nedeninin ortaya konması önemlidir. Kolon kanserinde en büyük avantajımız zamandır; erken yakalandığında tedavi başarısı çok daha yüksektir.
Kimler kolon kanseri açısından daha yüksek risk taşıyor?
Yaş ilerledikçe risk artıyor. Bunun yanında anne, baba veya kardeş gibi birinci derece yakınında kolon kanseri bulunanlar, daha önce bağırsak polibi veya kolon kanseri geçirenler, uzun süreli iltihabi bağırsak hastalığı olanlar ve Lynch sendromu veya FAP gibi kalıtsal hastalıkları bulunanlar daha yüksek risk taşıyor. Ancak önemli bir yanlış inanışı düzeltmek gerekir: “Ailemde kolon kanseri yok, bende olmaz” düşüncesi doğru değildir. Aile öyküsü olmayan kişilerde de kolon kanseri gelişebilir. Bu nedenle herkes yaşına ve kişisel riskine uygun taramayı önemsemelidir.
Beslenme ve yaşam tarzı kolon kanseri riskini ne ölçüde etkiliyor?
Oldukça önemli. Genetik yapımızı ve yaşımızı değiştiremeyiz ama yaşam tarzımızı değiştirebiliriz. Sebze, meyve, baklagil ve tam tahıllardan zengin, lif içeriği yüksek beslenme; sağlıklı kilonun korunması ve düzenli fiziksel aktivite önemlidir. Buna karşılık işlenmiş etlerin ve aşırı kırmızı et tüketiminin azaltılması, sigaradan uzak durulması ve alkolün sınırlandırılması gerekir. Ancak sağlıklı yaşam taramanın alternatifi değildir. Çok sağlıklı yaşayan bir kişide de kolon kanseri gelişebilir. Bu nedenle korunma ve tarama birlikte düşünülmelidir.


Kolon kanserinde tarama ne zaman başlamalıdır? Kolonoskopinin erken tanıdaki önemi nedir?
Uluslararası kılavuzlarda ortalama riskli kişilerde taramanın 45 yaşından itibaren başlaması öneriliyor. Türkiye’deki ulusal tarama programında ise 50–70 yaş arasındaki kadın ve erkeklerde gaitada gizli kan testi uygulanıyor. Aile öyküsü veya başka risk faktörleri bulunan kişilerde ise taramaya daha erken başlanması gerekebilir. Kolonoskopinin en büyük avantajı yalnızca kanseri tespit etmek değildir. Bağırsağı doğrudan görmemizi, şüpheli alanlardan biyopsi almamızı ve daha önemlisi kansere dönüşme potansiyeli taşıyan polipleri aynı işlem sırasında çıkarmamızı sağlar. Bu nedenle kolon kanseri, yalnızca erken yakalayabildiğimiz değil, bazı durumlarda daha ortaya çıkmadan önleyebildiğimiz bir kanserdir.
Tanı konulduğunda hastayı nasıl bir tedavi süreci bekliyor?
Öncelikle hastalığın evresini belirliyoruz. Tümörün bağırsaktaki yaygınlığına, lenf bezlerine ve başka organlara yayılım olup olmadığına bakıyoruz. Ardından tedaviyi her hastaya özel planlıyoruz. Hastalık bağırsakla sınırlıysa temel tedavi çoğunlukla cerrahidir. Ameliyat sonrasında patoloji sonucuna göre bazı hastalarda cerrahi yeterli olurken bazılarında kemoterapi gerekebilir. İleri evrede de kemoterapi, hedefe yönelik tedaviler, bazı hastalarda immünoterapi ve uygun hastalarda cerrahi seçeneklerimiz bulunuyor. Dolayısıyla kolon kanseri tanısı bir son değil, doğru planlanması gereken bir tedavi sürecinin başlangıcıdır.
Kolon kanseri tedavisinde cerrahinin yeri ve önemi nedir?
Cerrahi, özellikle hastalık bağırsak ve bölgesel lenf bezleriyle sınırlıyken tedavinin temelidir. Amacımız yalnızca görünen tümörü çıkarmak değil; tümörlü bağırsak bölümünü gerekli damar ve lenf bezleriyle birlikte onkolojik prensiplere uygun şekilde çıkarmaktır. Erken evrede doğru yapılan cerrahi hastalıktan tamamen kurtulmayı sağlayabilir. Bu nedenle erken tanı kadar, ameliyatın doğru zamanda ve onkolojik cerrahi konusunda deneyimli bir ekip tarafından yapılması da önemlidir.
Laparoskopik ve robotik cerrahi hastalara ne gibi avantajlar sağlıyor?
Laparoskopik ve robotik cerrahi, büyük bir kesi yerine küçük kesilerden gerçekleştirilen yöntemlerdir. Uygun hastalarda daha az ağrı, daha erken ayağa kalkma, bağırsak fonksiyonlarının daha hızlı düzelmesi, hastanede daha kısa kalış ve günlük yaşama daha erken dönüş gibi avantajlar sağlayabilir. Robotik cerrahi ayrıca üç boyutlu ve büyütülmüş görüntü ile çok yönlü hareket edebilen cerrahi aletler sayesinde cerraha hassas çalışma imkânı sağlar. Ancak robot ameliyatı kendi başına yapmaz; tüm işlemi cerrah yönetir. Burada benim için temel prensip şudur: Önemli olan kesinin ne kadar küçük olduğu değil, kanser ameliyatının ne kadar doğru yapıldığıdır.
Kolon kanseri ameliyatı sonrasında hastaların yaşam kalitesini korumak için nelere dikkat etmesi gerekiyor?
Amacımız hastayı yalnızca kanserden kurtarmak değil, normal hayatına geri döndürmektir. Ameliyat sonrasında dengeli beslenmek, yeterli sıvı almak, fiziksel aktiviteyi kademeli olarak artırmak, sağlıklı kiloyu korumak ve sigaradan uzak durmak önemlidir. Ayrıca düzenli kontroller kesinlikle aksatılmamalıdır. Hastalığın evresine göre kan tetkikleri, görüntüleme yöntemleri ve kolonoskopiyle takip yapılabilir. Hastaların büyük bölümü iyileşme sürecinin ardından işlerine ve sosyal yaşamlarına dönebiliyor. Stoma gereken hastalarda da doğru eğitim ve bakım sayesinde aktif ve kaliteli bir yaşam mümkündür.
Son olarak, kolon kanserinden korunmak ve erken tanı şansını artırmak için okuyucularımıza en önemli mesajınız nedir?
En önemli mesajım şu: Kolon kanseri hem önlenebilir hem de erken yakalandığında başarıyla tedavi edilebilir kanserlerden biridir. Bu nedenle kanserden korkmak yerine, geç kalmaktan korkmalıyız. Sağlıklı beslenin, hareket edin, sigaradan uzak durun ve riskinizi bilin. Dışkıda kan, bağırsak alışkanlıklarında kalıcı değişiklik, açıklanamayan kansızlık veya kilo kaybı gibi belirtileri önemseyin. Ama en önemlisi, şikâyetinizin olmasını beklemeden taramanızı yaptırın. Çünkü kolonoskopiyle kansere dönüşebilecek polipleri çıkararak bazı kolon kanserlerini daha ortaya çıkmadan önleyebiliyoruz. Bunu üç cümleyle özetlemek isterim: Riskinizi bilin. Taramalarınızı ertelemeyin. Belirtileri önemseyin. Çünkü kolon kanserinde erken davranmak hayat kurtarır.

“Tıbbi tavsiye içermez, bilgilendirme amaçlıdır.”