Fizyoterapiden Küresel Vizyona!..

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Başarılı çalışmaları ve hasta odaklı yaklaşımıyla adından söz ettiren Fizyoterapist Demet Ensari Şaylı, Ankara Life Dergisi’nin bu ayki konuğu oldu. Alanındaki bilgi birikimi, modern fizyoterapi uygulamaları ve sağlıklı yaşama yönelik vizyonuyla dikkat çeken Ensari, mesleğine kattığı değerle öne çıkıyor. Fizyoterapi alanındaki güncel yaklaşımları ve bilimsel bakış açısını samimi bir söyleşiyle okurlarla paylaştı. Bel, boyun ve omurga sağlığından duruş bozukluklarına, manuel terapiden kişiye özel egzersiz programlarına kadar birçok önemli konuda değerli bilgiler verdi. Ağrısız ve kaliteli bir yaşamın bilinçli hareketle mümkün olduğunu vurgulayan Ensarioğlu, koruyucu fizyoterapinin önemine dikkat çekti. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının her yaşta hayatı değiştirebileceğini ifade eden başarılı fizyoterapist, günlük yaşamı kolaylaştıracak önerilerini de paylaştı. Mesleki deneyimi, çözüm odaklı yaklaşımı ve insan sağlığına verdiği önemle güven veren Demet Ensari Şaylı, fizyoterapi alanındaki başarı hikâyesini Ankara Life Dergisi okurlarıyla buluşturuyor. Sağlıklı yaşam, hareket özgürlüğü ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik önerileriyle ilham veren bu özel röportaj, okuyuculara farklı bir bakış açısı sunuyor. Fizyoterapi hakkında merak edilen soruların yanıt bulduğu söyleşi, sağlık bilincini artıran önemli mesajlar içeriyor. Ankara Life Dergisi’nin yeni sayısında yer alan Fizyoterapist Demet Ensari röportajı, sağlıklı bir geleceğe yatırım yapmak isteyen herkes için mutlaka okunması gereken özel bir dosya niteliği taşıyor.


Şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisi’ne konuk olan Dr. Fzt. Demet Ensari Şaylı, 23 yıllık meslek yolculuğunda fizyoterapiden sağlık turizmine uzanan kariyerini, Prof. Dr. Mehmet Haberal ve Prof. Dr. Ali Haberal’dan aldığı ilhamı, sağlıkta disiplin ve insan odaklı yaklaşımın önemini samimi açıklamalarla anlattı. İyi okumalar dileriz.
Bugünden geriye baktığınızda mesleki yolculuğunuzun ilk adımını nasıl anlatırsınız?
Mardinli bir ailenin çocuğu olarak Ankara’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Ankara’da tamamladıktan sonra, Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden burslu olarak mezun oldum. 2003 yılında yüksek onur derecesiyle mezuniyetimin ardından Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’nde fizyoterapist olarak göreve başladım. Meslek hayatımın ilk yedi yılında, kıymetli hocam Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın liderliğinde Organ Nakli Transplantasyon Ekibi’nde solunum fizyoterapisti olarak görev yaptım. Ardından yataklı ve ayaktan fizik tedavi ünitelerinde fizyoterapist, sonrasında ise Kurumsal Tanıtım Temsilcisi olarak çalıştım. Bu süreçte Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sağlık Yönetimi ve Yöneticiliği alanında yüksek lisansımı tamamladım. Ayrıca Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu’nda kardiyopulmoner alanda, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Anabilim Dalı’nda ise özel öğrenci statüsünde yüksek lisans dersleri aldım. Değerli hocam Prof. Dr. Ali Haberal’ın teşvikiyle Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nde sağlık turizmi eğitimimi tamamlayarak Sağlık Turizmi Sorumlusu Sertifikası almaya hak kazandım. Doktoramı Atlantic International University’de Sağlık Bilimleri alanında tamamladıktan sonra, özel bir hastanede Kurumsal İlişkiler ve Pazarlama Direktörü, Ankara Sağlık Turizmi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım. Etkili İletişim, Proje Yönetimi, Sağlık Turizminde Pazarlama ve İmaj Yönetimi alanlarında çeşitli sertifikalara sahibim. Fizik tedavi, rehabilitasyon ve uluslararası sağlık turizmi konularında ulusal televizyon programlarına katıldım; çeşitli dergilerde yayımlanmış makalelerim, basında yer alan köşe yazılarım ve yedi ulusal başarı ödülüm bulunuyor. Çok iyi derecede İngilizce, orta derecede Arapça biliyorum. Hâlen Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü Danışma Kurulu Üyesi olarak görev yapıyor, sağlık turizmi ve kurumsal ilişkiler alanlarında Türkiye genelinde danışmanlık ve proje yöneticiliği çalışmalarımı sürdürüyorum. Fizyoterapiyi seçmemdeki en büyük etken, insanların yaşam kalitesine doğrudan dokunabilen bir meslek olmasıydı. Farklı klinik alanlarda edindiğim deneyimler, mesleki bakış açımı geliştirmekle kalmadı; bugün sağlık turizmi alanındaki vizyonumu da şekillendirdi. Geriye dönüp baktığımda, attığım her adımın beni daha donanımlı, daha üretken ve insana hizmet etmeyi önceleyen bir sağlık profesyoneli hâline getirdiğini görüyorum.


Sizi en çok geliştiren ve mesleki bakış açınızı değiştiren dönüm noktaları neler oldu?
23 yıllık sağlık sektörü deneyimime dönüp baktığımda, zorlu olduğu kadar manevi tatmini de son derece yüksek bir yolculuk görüyorum. Hafta sonu ya da resmî tatil demeden, çoğu zaman özel yaşamımızdan fedakârlık ederek çalıştığımız bu meslekte; bir hastanın rahat nefes alması, gülümsemesi ya da yeniden yürüyebilmesi, yaşadığımız tüm zorlukların en büyük karşılığı oluyor. İnsan hayatına olumlu anlamda dokunabilmek, tarif edilmesi güç ve çok kıymetli bir duygu. Pandemi sürecinde de aktif görev yapan bir sağlık çalışanı olarak, mesleğimizin hem zorluklarını hem de toplum için taşıdığı hayati önemi bir kez daha derinden deneyimledim. Meslek hayatım boyunca yoğun bakım, solunum rehabilitasyonu, farklı hasta gruplarıyla yürüttüğüm klinik çalışmalar ve akademik süreçler bana her hastanın kendine özgü olduğunu öğretti. Ancak mesleki bakış açımı en çok değiştiren dönüm noktası, sağlık hizmetlerini yalnızca tedavi odaklı değil; önleyici, bütüncül ve uluslararası bir perspektifle değerlendirmeye başlamam oldu. Bugün sağlık turizmi alanındaki çalışmalarımın temelini de bu yaklaşım oluşturuyor.
Demet Hanım, İş hayatınızın ve size kattığı değerleri nasıl değerlendirirsiniz?
Başkent Üniversitesi’nde geçirdiğim 21 yıl, benim için yalnızca uzun bir mesleki deneyim değil; aynı zamanda etik değerler, bilimsel bakış açısı ve ekip ruhu açısından da çok önemli bir gelişim süreciydi. Alanında öncü akademisyenler ve sağlık profesyonelleriyle aynı çatı altında çalışmak, hasta odaklı yaklaşımımı güçlendirirken, sağlık hizmetlerine daha geniş bir perspektiften bakabilme becerisi de kazandırdı. Bu birikim, bugün sağlık turizmi ve sağlık yönetimi alanındaki vizyonumu şekillendiren en değerli deneyimlerden biri olmayı sürdürüyor.
Mehmet Haberal ve Ali Haberal’ın çalışma disiplini, vizyonu ve sağlık hizmetlerine yaklaşımı sizin mesleki anlayışınızı nasıl etkiledi?
Akademik ve tıp kariyerinin yanı sıra iş dünyasındaki başarılarıyla da tüm dünyada adından söz ettiren Sayın Prof. Dr. Mehmet Haberal Hocam, benim meslek hayatımda her zaman örnek aldığım isimlerden biri olmuştur. Tıp ve eğitim alanındaki öncü çalışmalarının yanı sıra, farklı sektörlerde kurduğu işletmelerle istihdam oluşturması, kurumlarının ihtiyaçlarını öz kaynaklarıyla karşılayacak yapılar inşa etmesi, karşılaştığı zorluklar karşısındaki dirayeti, hizmet kalitesine verdiği önem, çalışma disiplini, bitmek bilmeyen enerjisi ve üretkenliğiyle Türkiye’yi uluslararası alanda en iyi şekilde temsil eden, dünya çapında birçok ilke ve başarıya imza atan bir bilim insanıdır. Kendisiyle uzun yıllar yakın çalışma fırsatı bulmuş olmayı büyük bir şans olarak görüyorum. Mesleki anlamda birçok konuda kendisinden ilham aldım; ancak bana en önemli kazanımı çalışma disiplini oldu. Hocamın benimsediği “Zor diye bir şey yoktur, imkânsız biraz zaman alır.” anlayışı ile “7 gün 24 saat hizmet” ilkesini meslek hayatımın etik değerleriyle bütünleştirdim. Hastaya, insana, yaptığı işe, vatanına, millî değerlerine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne duyduğu saygı benim için her zaman örnek olmuştur. İş hayatımda bana sık sık, “Neden bu kadar mükemmeliyetçi, disiplinli ve tatlı sertsiniz? Hataya neden tahammülünüz yok?” diye sorulduğunda, gururla verdiğim cevap hep aynı olmuştur: “Ben Haberal Hocamın yanında yetiştim.” Hayatımda örnek aldığım bir diğer isim ise, benim için çok kıymetli olan ve her zaman bir baba gibi benimsediğim Sayın Prof. Dr. Ali Haberal Hocamdır. Profesyonel yöneticilikteki yetkinliği, kriz yönetimindeki başarısı, güçlü gözlem yeteneği, çalışanlarını dinlemesi, fikirlerine değer vermesi, tarafsız değerlendirme yapabilmesi, yalnızca bir işveren olarak değil, insani ve vicdani değerlerle hareket ederek adil yaklaşımı, çalışanlarının başarısını takdir edip onları motive etmesi ve yeniliklere açık vizyonu, kendisinde en çok örnek aldığım özelliklerdir. Babasını çok erken yaşta kaybetmiş biri olarak, hem meslek hem de özel hayatımda her zaman değerli tavsiyelerine başvurduğum, mentorum olarak gördüğüm ve bana daima baba şefkatiyle yaklaşan hocamın desteğini ve koruyuculuğunu her zaman hissettim. Benim için kendisi hem çok başarılı bir yönetici hem de çok iyi bir insan örneğidir. Prof. Dr. Mehmet Haberal ve Prof. Dr. Ali Haberal ile aynı kurumda uzun yıllar çalışmak benim için gerçek anlamda bir okul niteliği taşıdı. Bilime, disipline, kaliteye ve hasta odaklı hizmet anlayışına verdikleri önem, mesleki yaklaşımımı derinden şekillendirdi. Bu süreç bana, sağlık hizmetlerinde mükemmeliyetin ancak güçlü bir vizyon, ekip ruhu ve sürekli gelişim anlayışıyla mümkün olabileceğini öğretti.
Fizyoterapistlere hangi tavsiyeleri vermek istersiniz?
Fizyoterapi, teknolojik yeniliklerin ve bilimsel gelişmelerin katkısıyla her geçen gün daha güçlü ve daha etkili bir noktaya ulaşıyor. Yapay zekâ destekli rehabilitasyon uygulamaları, robotik teknolojiler ve kişiye özel tedavi yaklaşımları, mesleğimizin geleceğine yön veren önemli gelişmeler arasında yer alıyor. Ancak hiçbir teknolojinin, hastaya empatiyle yaklaşmanın, güven ilişkisi kurmanın ve güçlü iletişimin yerini alabileceğine inanmıyorum. Genç meslektaşlarıma en önemli tavsiyem; bilimsel gelişmeleri yakından takip etmeleri, kendilerini sürekli geliştirmeleri, etik değerlerden asla ödün vermemeleri ve mesleklerini her zaman insan odaklı bir anlayışla icra etmeleridir.

“Tıbbi tavsiye içermez, bilgilendirme amaçlıdır.”