İranlı oyuncu ve kadın hakları savunucusu Rojin Altin’den çarpıcı açıklamalar: “Bir kadının onuru asla başarısının bedeli olmamalı!”
İran’da başlayan bir hayat… Geride bırakılan bir aile, alışılmış bir düzen ve çocukluk anıları… Ardından başka bir ülkede neredeyse sıfırdan kurulan yeni bir yaşam ve oyunculuk kariyeri…
İranlı oyuncu ve kadın hakları savunucusu Rojin Altin, hayat hikâyesini, sanat dünyasında kadın olmanın zorluklarını, göçmen olarak verdiği mücadeleyi ve kadınların “hayır” deme hakkını tüm açıklığıyla anlattı.
Altin’in anlattıkları yalnızca bir oyuncunun kariyer yolculuğu değil; hayallerinin peşinden gidebilmek için ülkesinden ayrılmayı göze alan bir kadının özgürlük hikâyesi…
İran’da büyürken kadınlara biçilen rollerin çok küçük yaşlarda farkına vardığını söyleyen Rojin Altin, çocukluk yıllarını şu sözlerle anlatıyor:
“Ben sadece büyük hayalleri olan küçük bir kızdım. Dünyayı keşfetmek, kendimi sanat yoluyla ifade etmek, bağımsız olmak ve nasıl bir hayat kurmak istediğime kendim karar verebilmek istiyordum.”
Ancak bu hayallerin peşinden kendi ülkesinde istediği özgürlükle gidemediğini düşünen Altin, hayatının en zor kararlarından birini vererek İran’dan ayrıldı.
Bu karar ona özgürlüğün kapısını açtı ama bedeli ağırdı.
Ailesini, anne ve babasını, çocukluğunu ve sevdiklerini geride bıraktı.
“HAYALLERİMİ DE YANIMA ALDIM”
Rojin Altin, göç hikâyesini anlatırken belki de röportajın en çarpıcı cümlesini kuruyor:
“Hayallerimi de yanıma alarak evimden ayrıldım. Neredeyse sıfırdan yeniden başladım.”
Yeni bir ülke, yeni bir kültür, yeni bir dil…
Oyunculuk eğitimleri, provalar, seçmeler, reddedilmeler ve kendisini yeniden yeniden kanıtlama mücadelesi…
Üstelik yalnızca oyuncu olarak değil, yabancı bir kadın olarak da.
Altin, “Bağımsızlığım bana hazır bir şekilde sunulmadı. Onun için çalıştım, onu inşa ettim” diyerek bugün geldiği noktanın arkasındaki mücadeleyi özetliyor.
“SEKTÖR BÖYLE İŞLER DİYE BİR KADIN HER ŞEYİ KABUL ETMEK ZORUNDA DEĞİL”
Moskova Uluslararası Film Festivali, İstanbul Boğaziçi Film Festivali, Dakka Uluslararası Film Festivali ve Kazan Uluslararası Film Festivali gibi uluslararası organizasyonlarla bağlantılı takdirler alan Rojin Altin, kamera önündeki başarısı kadar sektörün perde arkasındaki düzenine ilişkin sözleriyle de dikkat çekiyor.
Kadın oyuncuların zaman zaman meslekleri nedeniyle önyargılarla karşı karşıya bırakıldığını söyleyen Altin’in bu konudaki tavrı oldukça net:
“Oyuncu olmak, insanın onurundan vazgeçmesi anlamına gelmez. Göz önünde olmak, herkesin size istediği gibi yaklaşabileceği anlamına gelmez.”
Altin’e göre bir kadın, kariyerinde ilerlemek uğruna sınırlarından ve değerlerinden taviz vermek zorunda bırakılamaz.
Hatta daha fazla görünürlük sağlayabilecek bazı fırsatları bu nedenle kabul etmediğini de saklamıyor:
“Daha fazla ekran süresi için kendimden ödün vermek yerine, kariyerimi kendi hızımda ve arkasında durabileceğim bir şekilde inşa etmeyi tercih ederim.”
“BİR KADININ ‘HAYIR’I KARİYERİNE MAL OLMAMALI”
Röportajın en güçlü bölümlerinden biri ise Rojin Altin’in kadınların sınırları ve rıza konusundaki sözleri.
“Rıza bir ayrıcalık değil, temel bir haktır.”
Altin’e göre hiçbir kadın “hayır” dediği için cezalandırılmamalı, aşağılanmamalı, tehdit edilmemeli ya da mesleki açıdan dezavantajlı hale getirilmemeli.
Ve eğlence sektörüne de çok net bir mesaj gönderiyor:
“Bir kadının ‘hayır’ına herhangi bir olumsuz sonuçla karşılaşmadan saygı gösterilmeli. Bir kadının onuru asla başarısının bedeli olmamalıdır.”
“NEDEN SESSİZ KALDIN?” DEMEDEN ÖNCE…
Cinsel şiddet ve taciz mağdurlarının neden hemen konuşamadığı konusuna da değinen Altin, toplumda sıkça sorulan “Madem böyle bir şey yaşandı, neden daha önce anlatmadı?” yaklaşımına karşı çıkıyor.
Ona göre asıl sorulması gereken, mağdurun neden konuşamadığı değil, konuştuğunda başına gelebileceklerden neden korktuğu:
“Bazen sessizlik, söylenecek hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez. Bazen kişi henüz konuşabilecek kadar güvende hissetmiyordur.”
Altin, mağdurların yargılanmak yerine kendilerini yeniden güvende hissedebilecekleri ortamların yaratılması gerektiğini savunuyor.
KADIN HAKLARI ERKEKLERE KARŞI OLMAK DEĞİL
Kadın hakları mücadelesinin zaman zaman “erkek karşıtlığı” şeklinde yorumlanmasına da itiraz eden Rojin Altin, meselenin erkekler ve kadınlar arasında bir savaş olmadığının altını çiziyor.
“Bu eşitlikle, onurla, güvenlikle, fırsat eşitliğiyle ve saygıyla ilgilidir” diyen Altin, kadın haklarını insan haklarının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor.
SANATINI DA MÜCADELESİNİN BİR PARÇASI YAPTI
Rojin Altin için oyunculuk yalnızca kamera karşısına geçip bir karakteri canlandırmak değil.
Sanatın, insanların konuşmakta zorlandığı meseleleri görünür hale getirebileceğine inanıyor.
“Sanat ve savunuculuk birbirinden ayrı olmak zorunda değildir. Bazen hikâye anlatıcılığı, konuşulması zor konuların ele alınabileceği bir alan yaratabilir.”
Kadına yönelik şiddeti konu alan bir projede de rol alan Altin, bundan sonraki kariyerinde kadın hakları, göç, ayrımcılık, cinsel şiddet ve insan hakları konusunda çalışan kuruluşlarla daha fazla iş birliği yapmayı hedefliyor.
“SESSİZLERİN SESİ OLMAK İSTİYORUM”
İran’dan hayalleriyle birlikte ayrılan küçük bir kız…
Başka bir ülkede hayatını ve kariyerini sıfırdan kuran bir kadın…
Ve şimdi sahip olduğu görünürlüğü yalnızca kendi kariyeri için değil, sesi duyulmayan kadınlar ve göçmenler için de kullanmak isteyen bir oyuncu…
Rojin Altin bugün geldiği noktayı tek bir cümleyle özetliyor:
“Sessizlerin sesi olmak istiyorum.”
Belki de Rojin Altin’in hikâyesini farklı kılan tam olarak bu.
O, yalnızca daha fazla rolün, daha fazla şöhretin ya da daha fazla görünürlüğün peşinde değil. Kendi deyimiyle, yaptığı işin “daha büyük bir amaca” hizmet etmesini istiyor.
Ve İran’dan ayrılırken yanına aldığı o hayaller, bugün artık yalnızca kendisine ait değil.

