Sıradanlaşan Mucizeler!..

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yazan: Eşref Can Atıcı

İnsan bazen bir dilekle yaşar.
Bir gün gerçekleşeceğine inandığı, gerçekleşirse içindeki eksik parçanın tamamlanacağını düşündüğü bir dilekle…
Belki de bu yüzden çocukluğumuzdan beri gözümüzü kapatıp dilek tutuyoruz.
Çünkü insan zihni, eksik olanı umutla beslemeyi seviyor.
Psikolojide buna “ulaşılamayana yüklenen anlam” diyebiliriz.
Sahip olmadığımız şeyler zihinde kusursuzlaşır.
Çünkü uzaktan bakılan hiçbir şeyin gölgesi görünmez.
Bir dilek gerçekleşene kadar insanın içinde büyür.
Bazen bir insan olur o dilek…


Bazen bir hayat, bazen bir şehir, bazen yalnızca huzur hissi.
Ve insan çoğu zaman dileğine kavuştuğunda onun hep orada kalacağını sanar.
Asıl kırılma da burada başlıyor.
Çünkü insan zihni alışır.
En büyük acılara alıştığı gibi, en güzel şeylere de alışır.
Bir zamanlar uğruna dua ettiği şey, bir süre sonra günlük hayatın sıradan bir parçasına dönüşür.
Psikolojide “hedonik adaptasyon” denilen şey tam da budur.
Mutluluğun kendisine değil, değişimine tepki veririz.
Bu yüzden yeni olan heyecan yaratır; alışılan ise görünmez olur.
Belki de bu yüzden insanlar sahip olamadıklarının yoksunu, sahip olduklarının ise kusur avcısıdır.
Bir dileğin gerçekleşmesi bazen onu korumaya yetmez.
Çünkü insan elde etmek için gösterdiği özeni, sahip olduktan sonra sürdüremeyebilir.
İlişkilerde de böyle değil midir?
Başlangıçta görülmek için çabalayan insanlar, zamanla birbirine bakmayı bırakıyor.
Eskiden saatlerce konuşulan şeyler birkaç kelimeye düşüyor.
Bir zamanlar “iyi ki” hissi yaratan detaylar, zamanla “zaten olması gereken”e dönüşüyor.
Oysa bazı insanlar gerçekten bir dilek gibidir.
Kolay gelmezler.
İnsanın içine yavaşça yerleşirler.
Sesleri bir yere dokunur, bakışları insanın zihninde uzun süre kalır.
Ve bazen insan, o dileğin gerçekleşmiş olmasını o kadar normalleştirir ki; kaybetmeye başlayana kadar onun ne kadar değerli olduğunu fark etmez.
Belki de mesele hiçbir zaman yalnızca sevmek değildi.
Mesele, sevdiğin şeyi sıradanlaştırmadan taşıyabilmekti.
Çünkü bazı dilekler gerçekleştiğinde insanı büyütür, bazılarıysa insanın içindeki eksikliği görünür hale getirir.
Ve bazı insanlar hayatımızdan gittikten sonra bile bizde yaşamaya devam eder.
Bir şarkıda, bir sokakta, bir cümlede, bazen yalnızca bir kelimede…
Şimdi dönüp geçmişe baktığımda şunu fark ediyorum:
Hayatta en çok özlediğimiz şeyler, belki de kıymetini tam zamanında anlayamadıklarımızdır.
Bu yüzden artık bir dilek tutarken, gerçekleşmesini değil; gerçekleştiğinde ona nasıl davranacağımı düşünüyorum.
Çünkü insan bazen en güzel dileğini, gerçekleştikten sonra kaybediyor.