Kültür Sanat

Müge Ulusoy: Var olan dizi sektörü yıkılıp bitse ve küllerinden yeniden doğsa çok iyi olacak

Önce oyuncu, sonra ajans sahibi ve menajer olan ender isimlerden birisidir Müge Ulusoy. 1995’te Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nden mezun olan, 18. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde bir Zeki Demirkubuz filmi olan Kader’deki rolüyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kazanan, Kurtlar Vadisi’nde bir değil iki karaktere hayat vererek Laz Ziya’nın hem kızını hem karısını oynayarak dikkatleri üzerinde toplayan Ulusoy’la, Ataşehir’de sahibi olduğu Müge Ulusoy Media’da buluştuk. Oyunculuktan ajans ilişkilerine, menajerlikten dizilerin durumuna kadar her şeyi konuştuk.

Önce oyuncuydunuz, sonra ajans (Müge Ulusoy Media) patronu oldunuz, menajerlik yapmaya başladınız… Bu süreci anlatır mısınız?

İyi projelerde yer aldım, güzel rollerde oynadım. Hedeflere ulaşmak olayı oyuncu için en büyük mücadeledir, strestir. Çünkü her rolle ulaştığınız noktadan, çıtanızı bir sonraki rolde daha yükseğe çekmeniz gerekir. Hem bedeni hem ruhu yoran bir durumdur bu. Zeki Demirkubuz gibi bir ustanın Kader adlı filminde oynadım, o rolle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü aldım. En iyi dönemimde oyunculuğa ara verdiğim dönem en iyi dönemimdi.

Oyunculuk defterini kapattınız mı?

Oyunculuk eğitimi alırken, bu mesleğin ölene kadar devam edeceğini anlattılar, öğrettiler bize. Dolayısıyla öyle bir teklif gelir ki, yeniden kamera önüne geçebilirim. Oyunculuk defterini kapatmam mümkün değil. Özellikle sinema çok önemli. Oyunculuk aşkı asla bitmez.

Dün oyuncu olarak kendinizden sorumluydunuz, artık ajansınıza bağlı oyuncuların sorumluluğu size ait… İşiniz daha zorlaştı galiba?

Bir ajans kurmak gibi hayalim olmadı. Kız kardeşim bu işe girmişti, dolayısıyla onun yanında oldum zaten. Ayrıca organizasyon yapmayı, insanları buluşturmayı ezelden severim ben. Kız kardeşim evlenip gidince ajans işi benim üzerime kaldı. Ajans işleri beni çok yordu, zamanımı aldı, duygularımı tırmaladı, üzdü. Sonrasında menajerliğe yöneldim. Ajans ve menajerlik ayrı kulvarlardır. Ajansa gelenler daha çok adını duyurmayı, kendini kanıtlamayı hedefler. Oysa menejerle anlaşanlar, zaten isim olmuş ve mesleğinde zirveye yoluna girmiş kişilerdir.

Menajerliği nasıl tanımlarsınız?

Yeni projeler için iş teklifleri alan ünlü oyuncuların iletişim, strateji ve marka danışmanlığını yapan, başarılarını en üst seviyede tutmak ve korumak için sektörel tecrübeleriyle bilgi birikmini birleştirerek kararlar veren, bir nevi sanatçı ile iş ortaklığı içinde çalışan kişiye menajer denilir.

Bu meslekte kaç yıl oldu ve hizmet verdiğiniz kimler var?

Mesleğimde 20. yıla giriyorum. Dönemsel olarak pek çok kişiyle çalıştım. Ancak bugüne kadar hep sevdiğim sanatçılarla çalışmayı tercih ettim. Fazla egosu, kibri olanlarla çalışmak istemiyorum. Çalıştığım sanatçılar arasında Arka Sokaklar dizisinin efsane Rıza Baba’sı Zafer Ergin var. Çok sevdiğim bir sanatçı, onunla çalışmak büyük keyif veriyor.

Dizi sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Var olan dizi sektörü yıkılıp bitse ve küllerinden yeniden doğsa çok iyi olacak. Çünkü, dizilerde olmayanlar oynamak için yanıp tutuşuyor, oynayanlar yaka silkiyor. Tıpkı evlilik gibi (gülüyor). Bir yanda reyting gerilimi, diğer yanda dizi sürelerinin uzunluğu büyük sıkıntı yaratıyor. Küllerinden doğsa dediğim, eskiye dönülse ve dizi süreleri makul seviyelere çekilse.

Çalışma süreciniz nasıl başlıyor ve gelişiyor?

Bana bağlı olan oyuncuyu doğru yönlendirmem gerekiyor. Her şey senaryoyla başlıyor. Ben önce senaryoyu okuyorum. Kadroyu, yönetmeni, yapımcı firmayı araştırıyorum, çünkü onlar çok önemlidir. Doğru projeyi bulmak çok zordur.

Reytingi yüksek olacak diziyi önceden tahmin etme oranınız nedir?

Büyük sürprizler olmadığı sürece, yüzde 90 hangi senaryonun, hangi projenin tutacağını doğru tahmin edebiliyorum.

Senaryo sıkıntısı çekiliyor mu?

Ne yazık ki senaryo konusunda büyük sıkıntı yaşanıyor. Bir senariste, ekrandaki dizi senaryoları niye birbirine benziyor dedim, ‘Ne yazık ki bizim yazdığımız senaryolara müdahaleler oluyor’ cevabını verdi. Her dizide gençlerin yaşadığı aşklar geliyor ekrana. Oysa aşk her yaşta yaşanır ve 50-60 yaşlarında çok değerli oyuncularımız var. Bu senarist arkadaşımın en çarpıcı açıklaması ise şu oldu: ‘Ne yazık ki başarılı dizilerin peşinden gidiliyor. Sipariş üzerine senaryo yazılıyor.’

Artık belli kalıplardan çıkmanın zamanı geldi. Hayata geniş açıdan bakılmalı ve her yaşın farklı öykülerini ekrana getirmek çok önemli. Bu arada kimse kimsenin işine karışmamalı. Senarist kendi işini, yönetmen kendi işini, yapımcı kendi işini yapmalı.

Ülkemizde çok sayıda oyunculuk ajansı var ve ne yazık ki gençlerin şöhret olma isteği istismara açık bir konu olarak duruyor… Ne dersiniz?

Yüksel Bey, böyle bir konuyu açtığınız için teşekkür ederim. Sektörümüzde bu çok büyük bir yaradır. Oyunculuk ajanslarının sayısı kum gibi çoğalıyor. Oyuncular, menajerini ve ajansını seçerken çok dikkat etmek zorunda. Bir oyuncunun kariyer planlamasını yapabilmek için tecrübe şarttır.

Şöhret hayalleri kuran gençlere gelince. Oyunculukta alt yapınız yoksa, sadece güzelliğinize güveniyorsanız, çok dikkatli olun ve her ajansın kapısını çalmayın, size uzatılan her kağıdı imzalamayın. Şöhret hayal gibidir, kalıcı değildir. Şöhreti kalıcı kılan, yapılan olumlu ve sağlam işlerdir.

Etiketler

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleme uygulamasını kapatınız. Aksi halde sitemizi görüntüleyemeyeceksiniz.