Erzurumlu İbrahim Hakkı, Mârifetnâme’de yedi göğü anlatırken her gökteki melek topluluğunun görünüşünü ve bekçisinin adını verir. Ayrı bir bölümde de Ay’dan Zühal’e uzanan yedi feleği sıralar. Bu iki sıralama aşağıdan yukarıya eşleştirildiğinde şöyle bir tablo ortaya çıkar:
1. Ay feleği – Birinci gök: Melekler öküz suretinde tasvir edilir. Bekçilerinin adı İsmail’dir.
2. Utarit (Merkür) feleği – İkinci gök: Melekler deve suretinde tasvir edilir. Bekçilerinin adı Mihail’dir.
3. Zühre (Venüs) feleği – Üçüncü gök: Melekler kartal suretinde tasvir edilir. Bekçilerinin adı Safdail’dir.
4. Güneş feleği – Dördüncü gök: Melekler at suretinde tasvir edilir. Bekçilerinin adı Kakail’dir.
5. Merih (Mars) feleği – Beşinci gök: Melekler huri suretinde tasvir edilir. Bekçilerinin adı Semhail’dir.
6. Müşteri (Jüpiter) feleği – Altıncı gök: Melekler genç insan suretinde tasvir edilir. Bekçilerinin adı Kemhail’dir.
7. Zühal (Satürn) feleği – Yedinci gök: Melekler insan suretinde tasvir edilir. Bekçilerinin adı Rakyail’dir.

Buradaki ince ayrım şu: Mârifetnâme, meleklerin göklerdeki tasvirini ve gezegenlerin feleklerdeki sırasını anlatır. “İsmail Ay gezegeninde yaşar” gibi cümleleri doğrudan kurmaz. Yukarıdaki eşleştirme, iki yedi katlı sıralamanın bir arada okunmasıdır. Üstelik eski felek anlayışında Güneş ve Ay da “yedi gezegen” arasında sayılır; bu, bugünkü astronomi sınıflandırması değildir.
Özgür Alp Gündüz
