Kültür Sanat

Haftanın Kitapları

Sonunda itiraf eder

Yasmina Reza’dan Babil. Paris’in bir banliyösünde, yüksek bir binanın dördüncü katında yaşayan orta yaşlı bilim insanı Elisabeth ve onun matematik profesörü eşi Pierre’in hayatı, bir akşam evlerinde verdikleri davetle birlikte değişir. Zira Elisabeth’in kısa süre önce arkadaş olduğu üst kat komşusu Jean-Lino, gecenin ilerleyen saatlerinde kapılarını çalıp çok sevdiği karısını öldürdüğünü itiraf eder. Bu haberle günlük yaşamı sekteye uğrayan Elizabeth kendini bir anda tuhaf olaylar silsilesinin ortasında bulur. “Yasmina Reza bu kez polisiye anlatıya başvurarak sıradan varoluşumuza dair hem komik hem de derin bir soruşturma yapıyor.”  Le Monde.  “Karanlık bir olayın komik yanlarını öne çıkaran bu romanda Reza bizlere dramatik bir yazar olarak kaleminin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.” The Sunday Times. (UK) (Can Yayınları)

Deneyimli ve usta dedektif
Doğayı nasıl korumalıyız
Mükemmel dost olabilecek mi?

Max Amato’dan Mükemmel. Sizin için mükemmel nedir? Titiz bir silgi için mükemmel, kitap sayfalarının lekesiz olmasıdır. Eğlence seven bir kalem içinse mükemmel, eğri büğrü bir karalama. Bu uyumsuz çift, yine de kendi sevdikleri şeyleri yaparak mükemmel dost olabilecekler mi? (Bilgi Yayınevi)

Yalnız bir hayat çok zor
Emmanuel Bove’den Arkadaşlarım. Savaş gazisi Victor Bâton, kendine bir arkadaş arıyor. Mütareke yıllarının fakir Paris’inde yalnız bir hayat çok zor. Bâton her gün köhne dairesinden eski püskü kıyafetleriyle çıkarak Paris’in yoksul mahallelerinde, aşevlerinde ve duman altı barlarında o insanı arıyor. Bazen yanılsa da umudunu yitirmiyor; insan sevgisiz ve yalnız yaşamaya mahkûm olabilir mi? Yazarın 1924 tarihli ilk romanı Arkadaşlarım, Samuel Beckett ve André Gide gibi yazarlara ilham vermiş, artık tekrar hatırlanmayı hak eden bir modern klasik. “Burjuvazinin öbür ucundaki Proust.” Keith Botsford (Can Yayınları)

Felsefi roman, düşsel başyapıt
Michal Ajvaz’dan Altın Çağ.  Borges ve Calvino gibi ustaların edebi mirasçısı olan, Büyülü Gerçekçilik akımının yaşayan en önemli yazarlarından biri sayılan yazarın felsefi romanı, düşsel bir başyapıt. Yazar kitabında bir Avrupalının Atlantik Okyanusu’ndaki tuhaf bir adada yaşadıklarını, “kitap içinde kitap” fikrini oldukça özgün bir şekilde işleyerek anlatıyor. Her adalının katkıda bulunduğu ve giderek dallanıp budaklanan, adeta canlı bir kitabın etrafında şekillenen bu fantastik seyahatnamede, gezgin anlatıcının öyküsü ile kitapta anlatılanlar birlikte inşa ediliyor. Aynalar, labirentler, sudan duvarlar, taştan evler, düşlerin dünyasından gerçekliğe doğru süzülen akıntılar, yaşamın düğümlerinin çözüldüğü ve bütün dünyaların cevapsız bir soruya dönüştüğü bir yerde, bir kitapta birleşiyor. Her sayfanın altında ayrı bir evren, ayrı bir hakikat gizleniyor. “Bir çağdaş fantazya klasiği.” Jeff Vandermeer. (Çınar Yayınları)

Evrenimiz nasıl ölecek?
Cem Say’dan Yeni Dünya Yeni Ağ. Bilime sarılın… “Bilgi” kavramı yüzlerce yıllık bir keşifler zincirinin sonunda nasıl bilimin konusu oldu? “Alın yazısı” diye bir şey var mı? Evrenimiz nasıl ölecek? Bilgisayarın iki babası Turing ve Shannon’ın II. Dünya Savaşı’ndaki gizli görevleri neydi? Bir şeyi gerçekten unutabilir miyiz? Atomlar bir araya gelerek nasıl akıl ve “ruh” sahibi canlılar oluşturdular? İnsanlar makine midir? Devlet nedir? Bir “merkez”in kontrolünden kurtulabilir miyiz? İnternet nasıl çalışır? Matematik ve kuantum fiziği her türlü iletişimin başkalarının bilgisayarlarından geçtiği ağ ortamında mahremiyetimizi nasıl garantileyebilir? Para nedir? Kanser nedir? Tıp, “bilgi bilimi” bakışından neler kazanabilir? Zihnimi bir bilgisayara yükleyip bedenim öldükten sonra da yaşamaya devam edebilir miyim? (Destek Yayınları)

Konuşmuyor hiç gülmüyor
Onjali Rauf’tan Arka Sıradaki Çocuk. Sınıfımızdaki arka sıralardan biri boştu. Şimdi orada yeni bir çocuk oturuyor. Adı Ahmet, dokuz yaşında (benim gibi) ama biraz tuhaf biri. Hiç konuşmuyor, hiç gülmüyor, limonlu şekerleme bile sevmiyor. (oysa ben bayılırım!) Onunla ilgili gerçekleri sonradan öğrendim: Ahmet hiç de tuhaf bir çocuk değilmiş. O bir mülteciymiş, savaştan kaçmış. Gerçek bir savaştan. Bombaların ve kötü insanların olduğu bir savaştan. En iyi arkadaşlarımla ona yardım etmeye karar verdik ve bir plan yaptık. Hem de harika bir plan! (Doğan ve Egmont Yayıncılık)

Yaşamın ortasında
Kürşat Başar’dan Gerek Yok Hoş Değil. Yaz tatilleri, telefonlar, internet, adabımuaşeret kuralları, hatıralar… Yazar kitabında, yaşamın ortasındaki rengârenk bir pencereden tarif ediyor manzarayı… Olması gerektiği kadarını aktarıyor.  Yitip giden günlerin başucumuzda olduğunu, çocukluğumuza kazınan acı tatlı zaman dilimlerinin unutulmadığını anlatıyor. Hüzünlendiren, inciten, soru sormayı ihmal etmeyip yeri geldiğinde güldüren yazılar bunlar. Yeni bir yaz. Kimi zaman neşeli, ışıltılı sabahlar… Kimi zaman bunaltıcı öğleden sonralar…
Kimi zaman dalgın akşamüstleri… (Everest Yayınları)

Osmanlı’nın en kapalı dönemi
Haşim Şahin’den Dervişler-Fakihler-Gaziler: Erken Osmanlı Döneminde Dini Zümreler 1300-1400. İslamiyet sonrası Türk tasavvufî hayatının bir devamı niteliğinde olan Osmanlı sufîliği hakkında çalışmalarıyla tanınan yazar kitabında Türklerin İslam dinini kabul ettikleri dönemden itibaren, sufîlerin Türk devletleri içerisindeki faaliyetlerine, Türk hâkimiyet sahasında oluşan sufî ekollere, Türk sufîliğini etki altında bırakan önemli mutasavvıflara, Selçuklu, Anadolu Selçuk¬lu ve beylikler döneminde merkezî iktidar ile sufî çevre ilişkilerine değiniyor. Os¬manlı Beyliği’nin kurulduğu dönemde etkili olan Türkmen gruplarının muhtemel göç güzergâhındaki coğrafyanın dinî hareketliliğini, sufîlerin yaşantısını, erken yüz¬yıllardan itibaren bu güzergâhta faaliyet gösteren mutasavvıfların ve sufî ekollerin varlığını araştıran yazar, belki de Osmanlı tarihinin bu en kapalı döneminin derli toplu bir analizini yapıyor. (Yapı Kredi Yayınları)

Sağlıklı yaşam için
Barbara Ehrenreich’ten Sağlık Salgını. Yaşlanma karşıtlığı ve kontrol kültürü Batı toplumlarını tamamen etkisi altına almış durumda. Kaçınılmazı kontrol etmeye çabalıyor, kontrol edemeyeceklerimize endişeleniyoruz. Bedenimizin ve hatta ölümümüzün kontrolümüzde olduğuna inanıyoruz. Oysa en yeni bilimsel bulgular bedenimizin mikroskobik birimlerinin kendi kararlarını verdiğini ve bunun her zaman lehimize işlemediğini ortaya koyuyor. Yazar kitabında pop kültürden mevcut bilimsel yayınlara uzanan pek çok kaynaktan yararlanarak bedenlerimiz ve sağlık konusundaki takıntımızı inceliyor. Önleyici tıbbi görüntülemelerden, wellness ve farkındalık kavramlarına, son moda diyetlerden fitness kültürüne kadar, uzun ve sağlıklı yaşam için pazarlanan pek çok uygulamayı ele alırken bedenimiz, benliğimiz ve evrendeki yerimiz üzerine bambaşka bir bakış açısı kazandırıyor. (Mundi Kitap)

Bilim ve felsefe buluşturuyor
Carlo Rovelli’den Zamanın Düzeni. Zaman anlayışımız Boltzmann’dan Einstein’a, kuantum mekaniğinden görelilik temelli kütle çekimine kadar büyük dönüşümler geçirdi. Yazara göre de zaman farklı yerlerde farklı hızda akar; geçmiş ve gelecek arasında sanılanın aksine aslında çok az fark vardır ve şimdiki zaman uçsuz bucaksız evrende uçar gider. Yine de yazar için zamanın asıl gizemi başka bir yerdedir. Kitapta bilim ve felsefeyi buluşturan yazar zamanı anlayabilmek için kendimiz üzerine, kendimizi anlayabilmek için de zaman üzerine düşünmemiz gerektiğini gösteriyor. Bunu yaparken de hem aydınlatıyor hem de teselli ediyor… (Tellekt Yayınevi)

Gerçekle hayal  iç içe geçmiş
François Henri Deserable’den Bay Piekielny Adında Biri. Kendi hayat hikâyesini kaleme aldığı Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı’da Romain Gary, komşusu Bay Piekielny’ye küçükken verdiği bir sözden bahseder: Gelecekte, bu dünyanın ileri gelenleriyle tanıştığında, “Wilno’da, Büyük Pohulanka Sokağı 16 numarada, Bay Piekielny adında biri yaşardı” diyecektir. Verdiği bu sözü Romain Gary unutmayacaktır. Annesinin kehanetlerinin izinde ve ötesinde tek bir hayata birden fazla hayatı sığdırmayı başardığında, her fırsatta, “Bay Piekielny adında biri yaşardı,” diye biten bu cümleyi tekrar eder. Romain Gary, söylediği gibi, Kennedy’ye, de Gaulle’e, Kraliçe Elizabeth’e ve daha pek çok kişiye bu meşhur cümleyi söyledi mi? Asıl olanın peşine düşen yazar, gerçekle hayalin iç içe geçtiği bu romanda hangisinin nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan bir hikâyenin ve sıra dışı yaşamların kapılarını aralar.  (Can Yayınları)

Etiketler

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleme uygulamasını kapatınız. Aksi halde sitemizi görüntüleyemeyeceksiniz.