Kültür Sanat

Haftanın Kitapları

Sevgisiz geçen çocukluk

Emine Çal’dan Kırık Değirmen Sokağı. Hikâye, önemli bir kurumda üst düzey yönetici olan Esma’nın çocukluğu ve ilk gençlik yıllarının geçtiği, iki farklı hayat arasında gidip geldiği “Kırık Değirmen Sokağı” ve evlerini ziyaretiyle başlıyor. Roman, Esma’nın sevgisiz geçen çocukluğunu, hayal ve umutlarını, duygu dünyasındaki yalnızlığını, isyanını ve yüksek statü arayışıyla geçen yıllarının öyküsünü anlatıyor. Romanda, Esma ve ailesinin etrafında gelenekle modernitenin çatışması, başarıya odaklı seçtiği hayatın Esma’da açtığı boşluklarla, içinde kırk kapının ardına sakladığı geçmişiyle yüzleşmesi konu ediliyor. (Kanguru Yayınları)


Derinlemesine analiz

Akif Manaf’dan Erkek Psikolojisi. Kitap, erkek psikolojisini tüm yönleri ile derinlemesine analiz ediyor. Okurlar bu kitabı okuyarak kitapta verilen varoluşsal bilgiler sayesinde artık erkek psikolojisini çözebilecek. Bu kitapta erkek psikolojisinin nasıl işlediği derinlemesine incelenmektedir. İkili ilişkilerde özellikle erkeklerin psikolojik bakış açısı kadınlar tarafından anlaşılmıyor ve ilişkiyi zora sokuyor. O yüzden bu kitapta erkek psikolojisi tüm çıplaklığıyla masaya yatırılmaktadır. (A.Z. Yayıncılık)


Kendine sır koyma

Seran Şimşir’den Bedenin Senin Evrenin. Bedenlerimizin boyut ve bariyer olarak kendine bir sınır koymaya çalıştığı bu evrende, daha büyük ve küçük varlıklar arasında sıkışıp kaldığımız söylenebilir. Gördükleriyle ve duyduklarıyla yetinen eski dönem insanları birçok faktörü kadere yorardı. Farkındalık ve bilgimiz arttıkça, sağlığa ve uzun yaşama pozitif katkı sağlıyor. Artık zayıf noktalarımız ve kuvvetli yönlerimiz hakkında çok daha bilgili, bunların çok daha farkındayız. Yine bu sayede mikrop kadar küçük, galaksi kadar büyük düşünebiliyoruz. (Alfa Yayıncılık)


Mutluluk oyunu

Eleanor Porter’den Pollyanna. Pollyanna, on bir yaşında güler yüzlü, neşeli bir çocuktur. Tutucu zor bir kadın olan Polly teyzesiyle yaşamak üzere onun yanına taşınır. Her şeyle mutlu olabilen ve hiçbir şekilde neşesi hiç bozulmayan Pollyanna’ya teyzesinin yardımcısı Nancy bu mutluluğunun sebebini sorar. O da babasıyla oynadığı mutluluk oyunundan bahseder. Kısa sürede herkese kendini sevdiren Pollyanna bir gün kaza geçirir ve sakat kalır. Çevresindekiler o üzülmesin diye mutluluk oyununu oynamaya başlarlar hatta teyzesi bile. (Altın Kitaplar)


Hepsi iyiliğim için

Tuvana Türkay’dan İkimiz de Beni Seviyoruz. Savaşamadık en iyi diye bildiklerinle. Bizi, kalbimizi, bir hiçle yürüten yeminlerinle. Şimdi üstünü örttüğün bilmediklerimle. Kucak açtın bizi itenlere. Kitap gibi okuduğum yüzün, Ateşi kalmadı bana benden daha yakın o bir çift gözün. Ellerin, sözlerin ölmedi bu iki yüzün. Şimdi anlıyorum neden bütün bunlar. Hepsi benim iyiliğim içinmiş, senden nefes nefes uzaklaşsın diye kalbim. Göreceğim zararların üzerine kafes oldun kendini kötü ederek… Seni seviyorum, hâlâ… Ama belli ki sen beni benden daha çok seviyormuşsun. (Artemis Çocuk)


Büyüleyici yolculuk

Richard Johnson’dan Evvel Zaman İçinde Bir Kar Fırtınasında. İllüstratör Richard Johnson’ın büyüleyici resimleriyle süslediği bu sözsüz kitapta hikâyeyi çocukların kendisi hayal ediyor. “Müthiş… Rüya gibi illüstrasyonlar ayaklarımı yerden kesip beni oldukça inanılmaz, görsel olarak büyüleyici bir yolculuğa çıkardı. Tek bir hareketle bu güzel sözsüz kitap kalbimi çaldı” David Litchfield. “Büyüleyici ve nefes kesici” Levi Pinfold. (Bilgi Yayınevi)


17 öyküden oluşuyor

Faruk Turinay’dan Şapkamın İçindeki Kıraathane. Yazarın on yedi öyküden oluşan ilk öykü kitabı, kimin girip çıkacağı hiç belli olmayan kalabalık ve şamatalı bir kıraathane gerçekten de. Köpeğe dönüşen ressamdan aşk ve ulusal direniş serüveni anlatan Fransız faresine, Gaip Hazretleri’yle sohbet etmekten sıkılan adamdan Manhattan 42. Cadde’deki bir kafede sanatın değerini tartışan fizikçilere, 1920’lerin İstanbul’unda eline Venedikli bir denizcinin günlüğü geçen müderristen tüm çağlardan edebiyatçıların katıldığı konferansa sızan davetsiz misafire… (Can Yayınları)


Hiçbir benzerlik kalmadı

Muhammet Nur Doğan’dan Kur’an’ın Din Dediği. İslam toplumlarındaki yerleşik din algısı ile Kur’an’daki “din” tarifi arasında ne yazık ki artık hiçbir benzerlik kalmadı. Dünya, ürkütücü bir akımla yüzleşiyor bugün: İslamofobi… Günümüz İslam toplumlarında gözlenen gerilik, emperyalist güçlerin bir sömürü alanına dönüştü. Sözde İslam adına gerçekleştirilen insanlık dışı uygulamaların temelinde, Kur’an’daki din tarifinden tamamen uzaklaşılmış olunması yatıyor. Hastalıklı din algısının, Kur’an’daki din algısıyla nasıl düzeltilmesi gerektiğinin altını kalın bir kalemle çiziyor. (Destek Yayınları)


Uyumadan önce kitap okumak

Aline De Petigny’den Kırmızı Küçük Tilki-Uyumak İstemiyor. Arçi bu gece uyumak istemiyor! Sonuçta o artık büyüdü ve uyumadan önce kitap okuyabilmek istiyor! Bunu gören babası hiç öfkelenmeden odadan çıkıp ona bir sürpriz hazırlamaya koyuluyor. (Doğan ve Egmont Yayıncılık)


Mavinin farklı ışıkları


Yaşam öyküsü

Edward Snowden’den Sistem Hatası. Aradan geçen altı yıldan sonra yazar ilk kez kendi yaşam öyküsünü, bu kitlesel gözetleme sisteminin kurulmasına nasıl yardımcı olduğunu ve gizli bilgileri ifşa etme sürecini açıklıyor. Kitap yazarın Beltway’deki çocukluk yıllarından CIA ve NSA’ye, ajanlıktan gerçeklerin kamuoyuna açıklanmasına ve sürgüne uzanan soluk kesici bir macera. Hakikati açıklamak için her şeyini feda etmeyi göze alan bir adamın öyküsü. Dijital çağın en çarpıcı ve klasikleşmeye aday biyografilerinden biri. (Epsilon Yayınları)


Nostaljik bir yolculuk

Seda Yılmaz’dan Giysiler Ne Anlatır? Kitap sadece bir moda kitabı değil. Yazarın tecrübeleriyle koşut olarak yakın moda tarihini aktarırken irdelediği pek çok konu var. Türkiye’ye özgü yaşamın ani sıçrayışlarının sokaktaki insana olan etkisini ve modanın Türk insanı için değişen anlamlarını, biraz gülümseyerek, biraz burkularak ama hep başınızla onaylayarak okuyor ve yavaş yavaş sindiriyorsunuz. Kitap moda tarihinin buğulu atmosferini okura öylesine etkileyici bir biçimde yansıtıyor ki, kendi gerçekliklerinizden apayrı, nostaljik bir yolculuk içinde, yazarla el ele yürüyormuş gibi hissediyorsunuz. (Mundi Kitap)


Haddi bilmeyi öğrenmek

Rıdvan Aklan’dan Fransız Kadın Yolcu. Herkesin Hayatından Sessizce Geçip Giden Biri Olmuştur. “O vakitler evlat, toplum ve fikirler birbirine bu kadar uzak değildi. Hiç değilse toplumun değer yargıları daha ön plandaydı. O zamanlar uzak olmak gerçekten bedenen uzak olmayla eşdeğerdi. Şimdilerdeki gibi bedenler yan yana; ruhlar, elinizdeki şu cep telefonu denen zımbırtıların içinde değildi. Okumuş olmaya gelecek olursak; okumak demek, öğrenmek demekti. Mütevazılığı, haddi bilmeyi öğrenmekti.” (Mona Kitap)


Yanılgılarımızı düzeltiyor

Gwendolyn Leick’ten Kentin Mucidi-Mezopotamya. Sümer yaratılış mitolojisi ilginçtir: Başlangıçta tüm dünya sudan oluşmaktadır; sonra, toprak bile yaratılmadan, Eridu kurulur. Sonra suyun içine ilk tapınağın temelleri atılır. Ardından tanrılar yaratılır. Tanrı Marduk sazdan bir çerçeve oluşturur ve içini toprakla doldurur. Böylece ilk kentin ve sakinlerinin egemen olacağı yeryüzü de yaratılmış olur. “Yazarın inandırıcı bir biçimde ortaya koyduğu gibi, antikçağda Mezopotamya çok ilginç ve Mısır’dan çok daha önemli bir konuma sahip; yazarın bu güzel yapıtı bütün yanılgılarımızı düzeltiyor.” (Say Yayınları)


Siyah bir balık

Büşra Tarçalır Erol’dan Zor Balık. “Zorbalık” kavramının yüzgeçli, kuyruklu siyah bir balıkta vücut bulmuş halidir bu kitap. (Redhouse Kidz Yayınları)


Gençlik kitabı

Şeniz Baş ve Dr. Pınar Akseki’den Arkadaşlık Çok Karışık/Çocuktan Al Bilgiyi. Kitapta, çocukların bakış açısıyla iyi bir arkadaşlığın geliştirici ve mutluluk verici taraflarını okuyacak, akran zorbalığı nedir, nasıl korunulur, popüler olma baskısı neler getirir sorularının cevaplarını bulacaksınız. Çocukların çocuklara iyi arkadaş olmanın sırlarını anlattığı bir ilk gençlik kitabı! (Timaş Genç Yayınları)


İdealist insanlar

Ahmet Ümit’ten Kar Kokusu. Derin bir şüphe, korku, ajanlar, köstebekler, yasaklanmış fikirler… Hayallerinin ülkesinde acı bir gerçekle karşılaşan idealist insanlar. Devrim hayallerinin ısıtmaya yetmediği bir soğuk savaş… Karlar içinde biblo güzelliğinde bir şehir. Kendilerini kanlı bir serüvenin içinde bulan Türkiyeli devrimciler… Açık pencerelerden içeri kar kokusu sızıyor. Kitap, Türkiye’nin en karanlık günlerinde, tüm devrimcilerin cennet gözüyle baktığı Moskova’da geçiyor. Usta yazar bir yandan dönemin keşmekeşine ışık tutuyor, bir yandan da nefes nefese bir gerilimin ortasında okura sürükleyici bir deneyim yaşatıyor. (Yapı Kredi Yayınları)


Düşünce ve sanat dünyası

Johan Huizinga’dan Ortaçağın Sonbaharı. Modern kültür tarihinin kurucularından Hollandalı yazarın 1919 tarihli kitabı, 14 ve 15. yüzyıl Fransa ve Hollanda’sının gündelik yaşamının, düşünce ve sanat dünyasının kapsamlı bir portresini çizerken ortaçağın en zekice analizlerden birini sunuyor. Ortaçağın son dönemlerini sanatçıların, ilahiyatçıların, şairlerin, vakanüvislerin, prenslerin ve dönemin devlet adamlarının düşünce ve duyguları aracılığıyla inceleyen yazar, bu çalışmasında okuru ortaçağ yaşamının ihtişam ve sadeliğine, nezaket ve vahşiliğine, pastoral yaşam biçimine, acılarına, sanat ve gündelik yaşamına dair bilimsel olduğu kadar da edebi bir yolculuğa çıkarıyor. (Alfa Yayıncılık)


Yaşam mücadelesi

Daniel Defoe’den Robinson Crusoe. Robinson macerayı çok seven bir gençtir. Bu tutkusu yüzünden limandan bir gemiye biner ve denize açılır. Bindiği gemi fırtınaya yakalanarak batar ve korsanların eline düşer. Bir gün cesaretini toplayarak korsanların elinden kaçar. Issız bir adaya düşer ve tek başına yaşam mücadelesi verir. İlk zamanlar yaptığı her şeyde başarısız olur, ama sonra hayatta kalmayı öğrenir. On iki yıl tek başına bu adada yaşar. Bir süre sonra adada kendinden başka birilerinin olduğunu fark eder ve onları takip etmeye başlar. Bunların orada yaşayan yerliler olduğunu öğrenir. (Altın Kitaplar)


Soluksuz bir hikâye…

Emre Yalgın’dan Kan ve Hilal. 15. yüzyılda Balkanlar’da sınır boyunu korumakla yükümlü sancakbeyi Şahin Paşa’nın kızı Dilruba, amansız bir hastalıkla pençeleşmektedir. Ne var ki bu derdin dermanını bilen yoktur. Bölge halkı ise Dilruba’nın lanetlendiğini düşünmekte, Paşa’yı olmayacak kararlar almaya zorlamaktadır. Bunun üzerine Şahin Paşa, biricik kızını, yeniçerilerden oluşan bir grupla birlikte dönemin payitahtı Edirne’ye gönderir. Fakat bu yolculuk düşünüldüğü kadar kolay olmayacak! (Artemis Yayınları)


İki çocuğun öyküsü

S. E. Durrant’tan Gökyüzü Özlemi. Ira’yla Zac hayatları boyunca koruyucu aileden koruyucu aileye sürüklenmiştir. Geçmişlerine dair sahip oldukları tek şey siyah bir köpeğin eski püskü, bulanık bir fotoğrafıdır. Derken Londra’da bir yetimhane olan Skilly Yurdu’na taşınırlar. Burada dostlar edinir, onları kaybeder ve hayatlarının başlamasını beklerler. Günün birinde… başlarlar… Kitap gri, soğuk bir dünyada yollarını bulmaya çalışan iki çocuğun ve gökyüzü mavileştiğinde neler olduğunun enfes kaleme alınmış öyküsü. (Bilgi Yayınevi)


En büyük kitlesel hareket

Ömer Madra’dan Açık Yeşil 2: İklim Krizi-Politika ve Aktivizm. Yazarın Türkiye ve dünya çapında ekoloji mücadelesinin seyrini kayıt altına alan ikinci kitabında, dünyanın dört bir yanında, tüm kıtalarda cereyan eden ve neredeyse 7,6 milyon insanı sokaklara döken, yeryüzünün belki de en büyük kitlesel hareketlerinden birine tanıklık ediyoruz. Kitapta iklim bilimine ilişkin yayımlanmış en güncel raporların yanı sıra, önde gelen ekolojistlerle ve iklim aktivistleriyle mülakatlar yer alıyor. (Can Yayınları)


Umursamaz bir bilge

Diyojen’den Sen Beni Aşağılayabilirsin Ama Ben Aşağılanmam. MÖ 336-323 yılları arasında dünyaya hükmetmiş olan Büyük İskender’in Diyojen hakkında sarf ettiği unutulmaz sözü hatırlayın: “Büyük İskender olmasaydım eğer, Diyojen olurdum…” Çünkü Diyojen de en az Büyük İskender kadar hâkimidir dünyanın… Ne kimseden korkusu vardır ne de başının üzerinde kaybedecek bir damı. Onu ölümle tehdit edenlere bile bir gün zaten öleceğini söyleyecek kadar da umursamaz bir bilgedir… Peki insan nasıl öğrenir umursamamayı? (Destek Yayınları)


Masal anlatan bir salyangoz


Gerçekleri bugünde sürüyor

Işık Öğütçü’den Orhan Kemal Eşe Dosta Selam-Mektuplar. “Sonsuz hayranlık duyduğum Orhan Kemal’i başkalarının çalakalem yazılmış dedikleri -incelik dolu- eserlerinde yakaladım. Bu eserler, romancının geniş okur kitlesine ses yöneltişi ve ‘uyarı’sıdır. Hafif edebiyatın verilerinden yararlanmış, ama gayeleri bakımından bambaşka boyutlar edinebilmiş bu romanlar üzerinde yazık ki pek durulmadı. Asıl Orhan Kemal’i, başarıları vurgulanmış eserleri ölçüsünde, bence, melodram kokan, ne var ki gerçeklikleri bugün de süren romanlarında aramak gerekir.” -Selim İleri.  (Everest Yayınları)


Esaret hayatları

Aynur Onur Çifçi’den Ben Türk. Yazar kitabında, Amerikan ve İngiliz arşivlerinden elde ettiği askerî belgelere dayanarak Kore’deki 234 Türk esirin kimler oldukları ve onların esaret hayatları hakkındaki gerçekleri ele almakta, kamplarda nasıl hayata tutundukları ve düşmanın komünist propagandasına nasıl direndiklerini gün yüzüne çıkarmaktadır.  (Timaş Yayınları)

Etiketler

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleme uygulamasını kapatınız. Aksi halde sitemizi görüntüleyemeyeceksiniz.