Kültür Sanat

Haftanın Kitapları

Törelerin kıskacı altında ezilen insanların hikâyesi

Yılmaz Güney’den Endişe. Kitap, Yılmaz Güney’in Çukurova insanını, pamuk işçilerini ve onların yaşadıklarını bir belgesel gibi tüm çıplaklığıyla anlattığı en önemli eserlerinden biri. Türkiye’de halkın arasına girerek yapılan araştırmalardan sonra kaleme alınmış ilk senaryo olma özelliğini taşıyan kitap, açlığın ve törelerin kıskacı altında ezilen insanların hikâyesini anlatıyor. Yılmaz Güney, kitabında sadece sorunun fotoğrafını çekmekle kalmıyor, çözüm yollarına da işaret ediyor. Mevsimlik işçiler, alacakları ücreti bilmeden yollara düşenler, kan parası için umutlarını pamuğa bağlayanlar, zenginleştikçe zalimleşen ağalar, açlığa mahkûm edilen aileler, onların endişeleri ve bir seçenek: Direniş. (İthaki Yayınları)


Dil bilmek; o dilin ses sistemini tanımaktır

Seda Yekeler’den Sen de Konuşabilirsin. Dil edinmek uğruna farklı sistemler denemiş, kurslara yazılmış, evi gramer kitaplarından geçilmeyen, belki yurtdışında yaşamış ama rahat ve akıcı bir şekilde konuşamayan ne çok kişi vardır! Hele YouTube kanallarında gördüğümüz komik “İngilizce dert anlatma” videoları, uluslararası dil yeterlilik sınavlarında düşük puan alan öğrenciler ve “Türkiye yabancı dil eğitiminde sınıfta kaldı!” manşetleri, bu işin bizler için ne kadar zor olduğunu gösterir gibi… Peki bu durumu değiştirmenin bir yolu yok mu? “Kişinin anadilinin haricinde başka bir dil bilmesi, o dilin kelimelerini ezberleyerek ya da kendi dilinizden çeviri yaparak cümle kurmaya çalışmak demek değildir. Dil bilmek; o dilin ses sistemini tanımak, tanıdığınız tüm sesleri kullanıldıkları biçime göre anlamlandırmak ve kullanım alanlarını ve telaffuzlarını taklit ederek edinmektir” diyen Yekeler, okurunu keyifli ve güçlü bir şekilde ilerleyecek “dil öğrenme” sürecine davet ediyor. (Mona Kitap)


Ortadoğu coğrafyasında bugün neler oluyor?

Ortadoğu Çıkmazında Türkiye. Türkiye ve Ortadoğu’nun dünü, bugünü ve yarınını merak ediyor musunuz? Geçmişten beri, özellikle de Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana çatışmaların, paylaşım kavgalarının, emperyalist müdahalelerin yaşandığı Ortadoğu coğrafyasında bugün neler oluyor? Bölgedeki gelişmeler Türkiye’yi nasıl etkiliyor? Yapılan tercihler ve sürdürülen dış politika yazgımızın rengini nasıl belirliyor? Ortadoğu istikrara kavuşur mu? Türkiye dış politikada ve Ortadoğu’daki ilişkilerde neler yapmalı? Elinizde tuttuğunuz bu kitap, bu ve benzeri birçok soruya yanıt arıyor. Bu kitap, savaşların, çatışmaların, gerilimlerin merkezi Ortadoğu’yu dünü, bugünü ve yarınıyla anlamak için yazıldı. (Halk Kitabevi)


Aşkla başladıkları işi bitirmenin sevinci

Muhittin Şimşek’ten Ben Devrim. Bir semboldür Devrim. En sıkıntılı, en bunalımlı dönemde nelerin başarılabileceğinin sembolü. İmkânsız sanılanın imkânlı olduğu, yapılamaz denilenin yapılabildiği, olumsuzlukların olumlu kılındığı bir projenin adıdır Devrim. “Olmaz” denileni “Olur”a çeviren iksirdir aşk. Böyle bir aşkla sarıldılar işe, Devrim’i yapanlar. 129 günleri vardı. Aşkla başladıkları işi bitirmenin sevincini yaşayamadılar. Devrim’i yapanlar, onun mürüvvetini göremediler. Devrim Otomobili ile ilgili çok yazıldı, çok çizildi. Belgesel oldu, sinema filmi oldu. Ama hiç biri “Onu, onun kadar” anlatamazdı. Bu çalışma, onu kendi dilinden anlatan bir çalışmadır. (Alfa Yayıncılık)


Bir bilim insanı teori üretmeye nasıl varıyor

Annabelle Kremer’den Charles Darwin – Bir Devrim. Yirmi iki yaşındaki genç İngiliz doğa bilimcisi ve yerbilimci Charles Darwin, bir gemiyle güney yarımküreye yolculuk eder. Bu bölgede yaşayan canlılar inanılmaz bir çeşitlilik sergilemektedir. Bu ilham verici yolculuk sırasında son derece önemli bilimsel keşifler ortaya çıkacaktır. Darwin, yaptığı gözlemlerin sonucunda bazı türlerin değişimlere uyum göstermesini ve hayatta kalmasını sağlayan bir doğal seçilimin var olduğunu anlar. Böylece evrim teorisini kurar. Elinizdeki bu kitap, hayatının ilk günlerinden itibaren Darwin’in serüvenini ve araştırmalarını takip ederek bir bilim insanının ilk adımlarını, saha gözlemlerinden teori üretmeye nasıl vardığını anlamamızı sağlıyor. 9+ yaş için uygundur. (Bilgi Yayınevi)


Hayattaki sayısız tesadüften biri

Ertuğ Uçar’dan Ayrılığın Haritası. Hayattaki sayısız tesadüften biri. Önemsiz denebilir. Bir kadın ve bir erkek. İkisi de yalnız, yazı bekleyen bir kıyı kasabasının boş pansiyonunda karşılaşıyorlar. Adam yakındaki adaları gezmiş, yazmayı planladığı ada kitabına çalışıyor. Pansiyonun bahçesinden ufukta dizili adalar görünüyor. Alt balkondaki kız kahvaltıda ismini söylüyor: Ada. Ada ve Uraz, yaz tatili için Yunan adalarından Nisyros’a doğru yola koyulurlar. Uraz, tutkuyla bağlı olduğu adalar hakkında yazdığı kitap için araştırmasını tamamlayacak, Ada ise ilk defa bu bölgeleri görecek ve belki bu sayede Uraz’ı yakından tanıma fırsatı bulacaktır. Tanışmalarının yıldönümüne denk gelmesi ise, yolculuğa özel bir anlam katacaktır. (Can Yayınları)


Çıkmıyormuş fotoğraflarda


Falezlerin diyarından bir yaşam, bir aşk öyküsü

Burçak Gönül’den Aysel – Falezlere Götür Beni. Hızla akan bir nehir, suları buz gibi. Uçar gibi sürüklenen bir salda uyumakta olan bir çocuk… Yanı başına uzanmış gözleri yarı aralık bir kadın… Islanmasınlar diye ikisinin de üstü kalın bir naylonla örtülmüş, uzaktan bakınca içine su dolan devasa bir poşet gibi görünüyorlar… Görünmeyen yaşamları sürüklüyoruz geçip giden zamanın eşliğinde. Bir diğerinin yaşamını görmüyoruz, bilmiyoruz, hissetmiyoruz. Oysa çoğu kez bu insanlar geçmişten günümüze bize bağlayan bir köprünün üzerinde yürümüşler ya da halen yaşamamıza renkler serpiştirmekteler. Aysel’in serüveni de yaşamı ince çizgilerle resmeden bir kadına ait. Falezlerin diyarından bir yaşam, bir aşk öyküsü. (h2o Kitap)


Yazdıklarıyla birinci ağızdan kendi hikâyeleri

Stephane Bourgoin’den Ben Seri Katil. Yazar, “seri katil” vakalarını en yakından tanıyan, pek çoğuyla yaptığı görüşmeler üzerinden kitaplar yazan, kitapları 30 dile çevrilmiş bir araştırmacı kimliğiyle uzman polislere danışman ve hoca olarak hizmet verdikten sonra sahtekâr ve mitoman olmakla suçlanan bir “fenomen”. Bazı “yalan”larını kabul etmesi emniyet yetkililerinin gözündeki önemini zedelemedi: Hâlâ “seri katil” psikolojisini en iyi bilen kişi olarak görüşlerine başvuruluyor. Bourgoin burada deyim yerindeyse ruhlarının derinliklerine iniyor: işte size farklı zamanlardan, farklı ülke ve coğrafyalardan 12 farklı seri katilin; sayısız insanın canına kıyan 12 sübyancı, ölü sevici, yamyam caninin itirafları… Yazdıkları ve hatta çizdikleriyle birinci ağızdan aktardıkları kendi hikâyeleri. (Kırmızı Kedi Yayınları)


Kusursuz bir evliliği olduğu sanır

Stefan Zweig’tan Bir Kadının Yaşamından 24 Saat. Riviera’da eşi ve iki kızıyla tatil yapan Henriette bir gece ansızın ortadan kaybolur. Kusursuz bir evliliği olduğu sanılan genç kadının, nasıl ve neden ortadan kaybolduğu hakkında dedikodular başlar. Pansiyonda kalanların hepsi kadını yargılar, ancak anlatıcımız onu savununca tartışma alevlenir; masadaki yaşlı ve zarif bir İngiliz hanımefendi de anlatıcıya, gençliğinde yaşadığı unutulmaz, inanılmaz, çok özel bir 24 saati anlatmakta ısrarcı olur. Bu 24 saat içinde hissettiklerinin bir saniyesi bile aklından çıkmamıştır. (Sia Kitap)


Bütün dünyada yaklaşık 65 milyon sığınmacı var


Ayrımcılığı güçlendirmek

Cathy O’Neil’den Matematiksel İmha Silahları. Algoritma çağında yaşıyoruz. Yaşamlarımızı etkileyen kararlar –okula gittiğimiz yer, araba kredisi alıp almadığımız, sağlık sigortası için ne kadar ödeyeceğimiz– insanlar tarafından değil matematiksel modeller tarafından veriliyor. Teoride bunun daha fazla adalet sağlaması gerekir çünkü bu şekilde herkes aynı kurallara göre değerlendirilmiş olur, dolayısıyla önyargı ortadan kalkar. Yazar, aslında bu durumun tam tersinin yaşanmakta olduğunu söylüyor. Bugün kullanılan modeller, şeffaflıktan ve tartışılabilir olmaktan çok uzaklar. En rahatsız edici olansa, ayrımcılığı güçlendirmeleri… Yine de günün sonunda, hayatlarımızı yöneten modeller hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak bize kalmış. Kitap zor soruları sormamıza, gerçeği ortaya çıkarmamıza ve değişim talep etmemize yardımcı olacak. (Tellekt Yayınları)


Bitse bile yeni salgınlar gelecek

Özgür Karcıoğlu’ndan Ailem Covid-19 ve Ben. Size bir iyi, bir de kötü haberimiz var… Önce kötü haberi verelim: Bu son salgın değil, olmayacak da. Ortaçağ ve sonrasındaki veba salgınları dışarıda bırakılırsa insanlığın sosyoekonomik ve kültürel anlamda en yoğun etkilendiği pandemilerden birini yaşıyoruz. Bu salgın bir süre sonra bitse bile yeni salgınlar gelecektir. İyi haber mi? Salgına karşı mücadelede dayanışmayı, sevgiyi, dostluğu, gerçek yardımlaşmanın değerini öğrenme fırsatımız oldu. Hastalıktan “sosyal mesafe” ile değil, “toplumsal dayanışma” ile kurtulacağımızı öne çıkardık. Maskeler, el dezenfektanlarıyla geçirecek uzun yıllarımız, yeni kuşaklarımız olacağı ortadadır. O nedenle sosyokültürel kodların uzun vadeli olarak evrilmesi düşünülmelidir. Bunun için okul-öncesi ve okul çocukları ile kadınların eğitimi kilit rol oynar. (Say Yayınları)

Etiketler

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleme uygulamasını kapatınız. Aksi halde sitemizi görüntüleyemeyeceksiniz.