Emel Albayrak “Başarı benim için kesinlikle bir süreç”

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Kendinizi sınırlayan korkular yerine öğrenme fırsatlarına odaklanın.”

Teleradyoloji alanında deneyimli isimlerden Emel Albayrak ile bir araya geldik. Kariyerinde pek çok başarıya imza atmış, zorluklar karşısında dimdik durmayı bilen Albayrak, bu kez sadece mesleki başarılarından değil; hayata bakışından, liderlik anlayışından ve kişisel ritüellerinden bahsediyor. Zorlu yolculuklarda ona güç veren motivasyonundan, başarısızlıkları nasıl dönüştürdüğüne; genç kadınlara verdiği öğütlerden, gelecekte nasıl bir iz bırakmak istediğine kadar, samimi ve ilham verici bir sohbet sizleri bekliyor. Hayat felsefesini “her zaman öğrenmeye ve değer yaratmaya açık ol” sözleriyle özetleyen Albayrak, Ankara Life okurlarına hem kendi yolculuğunu hem de cesaret ve ilham dolu mesajlarını açıyor. Keyifli geçen röportajımız sizlerle, iyi okumalar dileriz.

Zorlu bir yolculukta sizi ayakta tutan iç motivasyon nedir? Yorulduğunuzda ya da yalnız hissettiğinizde yeniden ayağa kalkmanızı sağlayan o temel duyguya nasıl tutunuyorsunuz?

Beni ayakta tutan temel motivasyon, insan hayatına dokunabilme isteğimdir. Özellikle teleradyoloji alanında çalışırken her görüntü bir hayatın parçasını temsil eder; doğru teşhis ve hızlı aksiyon bazen bir hayat kurtarabilir. Yorulduğumda veya yalnız hissettiğimde, kendime sürekli olarak ‘bu işin bir anlamı var’ derim. Yalnızlık ve tükenmişlik anlarında bile, işin getirdiği sorumluluk ve insanlara fayda sağlama düşüncesi bana güç verir. Bu motivasyonu canlı tutmanın bir yolu da küçük başarıları fark etmek; bazen bir teşekkür, bazen de bir hastanın iyileşme süreci bana yeniden enerji verir.

Başarı sizin için bir sonuç mu, yoksa bir süreç mi? Bugün geldiğiniz noktadan geriye baktığınızda, başarı tanımınız nasıl evrildi?

Başarı benim için kesinlikle bir süreç. Eskiden sadece belirli bir hedefe ulaştığımda kendimi başarılı sayardım. Ancak yıllar içinde anladım ki asıl değer, o hedefe ulaşırken gösterdiğimiz çaba, karşılaştığımız zorluklarla başa çıkma biçimimiz ve öğrendiklerimiz de yatıyor. Bugün, başarıyı sadece sonuçlarla değil; yolculuk, öğrenme ve başkalarına dokunabilme ile ölçüyorum. Bu bakış açısı, hem işimde hem özel hayatımda daha sürdürülebilir ve tatmin edici bir yol izlememi sağladı.

Hayat felsefenizi tek bir cümleyle özetlemeniz gerekse, bu cümle ne olurdu? Ve bu felsefe en çok hangi kararlarınıza yön verdi?

Hayat felsefemi tek cümleyle özetleyecek olursam, ‘Her zaman öğrenmeye ve değer yaratmaya açık ol’ derdim. Bu felsefe, hem girişimci olarak aldığım riskleri hem de insan ilişkilerimdeki yaklaşımımı belirliyor. Yeni bir projeye başlarken ya da kritik bir karar alırken, sadece kendi çıkarımı değil, çevreme ve topluma nasıl katkıda bulunacağımı da hesaba katıyorum. Bu yaklaşım, hem işimde hem özel hayatımda daha bilinçli ve sorumlu seçimler yapmamı sağladı.

Risk almak ile sorumluluk almak arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? Özellikle sağlık gibi hayati bir alanda girişimci olmak bu dengeyi nasıl etkiliyor?

Sağlık sektöründe girişimci olmak, risk ve sorumluluk kavramlarını aynı anda düşünmeyi zorunlu kılıyor. Risk almadan inovasyon mümkün değil, ama riskin sonuçlarını öngörmek ve minimize etmek bir zorunluluk. Ben her kararı alırken önce sorumluluk boyutunu analiz ederim; bu, hem ekip hem de hastalar için güvenlik ve etik çerçeveyi korumamı sağlar. Dengeyi kurmanın sırrı, riskleri tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, onları yönetilebilir hale getirmektir. Sağlık alanında hataya yer yok; bu bilinçle hareket etmek, aynı zamanda yenilikçi adımlar atmamı da sağlıyor.

En çok zorlandığınız anlarda size güç veren bir alışkanlığınız ya da ritüeliniz var mı? Günlük hayatınızda sizi merkezde tutan küçük ama etkili pratikler neler?

Yoğun günlerde kendime ayırdığım kısa ama düzenli zamanlar bana güç veriyor. Örneğin, sabahları sadece 15 dakikalık meditasyon ve günün planını yazmak, zihnimi toparlamama yardımcı oluyor. Gün içinde de kısa yürüyüşler ve doğayla temas, enerjimi yeniliyor. Bu küçük ritüeller, dış dünyanın karmaşası içinde beni merkezde tutuyor ve karar verirken daha berrak bir zihinle hareket etmemi sağlıyor.

Liderlik anlayışınız zaman içinde nasıl değişti? Bugün ekibinize liderlik ederken en çok hangi değeri öncelediğinizi söyleyebilirsiniz?

Başlangıçta liderliği daha çok yöneticilik olarak düşünüyordum; yani görevleri dağıtmak ve hedeflere odaklanmak yeterliydi. Ancak zamanla liderliğin, ekibi anlamak ve güven inşa etmekle ilgili olduğunu fark ettim. Bugün en çok öncelik verdiğim değer, şeffaflık ve güven. İnsanlar kendilerini güvende hissettiklerinde, yaratıcılık ve inisiyatif alma konusunda daha cesur olabiliyor. Liderlik artık benim için sadece yönetmek değil, aynı zamanda ilham vermek ve birlikte büyümek anlamına geliyor.

 “Başarısızlık” sizin sözlüğünüzde nasıl bir yere sahip? Sizi en çok dönüştüren başarısızlık deneyimi hangisiydi?

Başarısızlık, benim için bir son değil, bir öğrenme fırsatı. Kariyerimde bazı projeler beklediğim etkiyi yaratamadı; ilk başta hayal kırıklığı yaşasam da, sonrasında hangi stratejilerin işe yaramadığını görmek ve yeniden yön belirlemek için çok değerli deneyimler edindim. En çok dönüştüren başarısızlık deneyimim, genç bir girişimci olarak risk alıp beklenmedik bir şekilde proje başarısızlığıyla karşılaşmam oldu. Bu deneyim, hem stratejik düşünmeyi hem de duygusal dayanıklılığı öğrenmemi sağladı.

İş hayatındaki yoğun temponun içinde ‘kendiniz’ kalmayı nasıl başarıyorsunuz? Sizi Emel Albayrak yapan alanlar ve vazgeçemedikleriniz neler?

Yoğunluk arttıkça, kendin olabilmek daha çok bilinçli çaba gerektiriyor. Benim için bu, değer verdiğim insanlarla zaman geçirmek, hobilerime vakit ayırmak ve kişisel ritüellerimi aksatmamak demek. Yazmak, okumak ve doğayla temas vazgeçemediklerim arasında. Bu alanlar, profesyonel hayatın baskısına rağmen kim olduğumu hatırlamamı sağlıyor ve kararlarımı daha sağlam temeller üzerinde almama yardımcı oluyor.

Genç kadınlara ve özellikle sağlık teknolojileri alanında yol almak isteyenlere ne söylemek istersiniz? Sizin keşke daha önce bilseydim dediğiniz bir gerçek var mı?

Genç kadınlara şunu söylemek isterim: Kendinize güvenin ve sesinizi duyurmaktan çekinmeyin. Sağlık teknolojileri gibi hızla gelişen bir alanda yer almak için merak, cesaret ve sabır şart. Keşke daha önce bilseydim dediğim gerçek ise şudur: Başarısızlık ve eleştiri, sizi güçsüz kılmaz; aksine büyümenizi sağlar. Kendinizi sınırlayan korkular yerine öğrenme fırsatlarına odaklanın.

Geleceğe dönüp baktığınızda, nasıl bir iz bırakmış olmak istersiniz? Mesleki başarıların ötesinde, adınız neyle anılsın isterdiniz?

Geleceğe dönüp baktığımda, insanların hayatına olumlu dokunuşlar bırakmış olmak isterim. Mesleki başarılar önemli ama en büyük miras, değer yaratmak ve başkalarına ilham vermek olur. Adımın sadece bir iş insanı olarak değil, sorumluluk sahibi, güvenilir ve ilham veren biri olarak anılmasını isterim. İnsanların hayatında küçük de olsa fark yaratabilmiş olmak, tüm kariyer hedeflerimin ötesinde bir tatmin kaynağı olurdu.