İki Diplomanın Ardından Duvarlara Çizilen Bir Hayat
2 Ekim 1992 doğumlu Azerbaycanlı sanatçı Zahra Nasırlı, yaklaşık 10 yıldır Türkiye’de yaşıyor. Matematik ve İnşaat Mühendisliği eğitimi alan Nasırlı’nın hayatındaki asıl tutku ise aldığı diplomalardan çok farklı bir yerde: resim yapmak.
“Neden resim?” sorusuna verdiği cevap aslında onun sanatla kurduğu bağı tek cümlede anlatıyor:
“Çünkü gerçekten mutlu olduğum tek şey resim yapmak.”

Zahra için resim yalnızca bir meslek ya da yetenek değil; kendisini en özgür ve en mutlu hissettiği alan. Üstelik onun tuvali çoğu zaman birkaç santimetrelik bir yüzey değil, metrelerce uzanan devasa duvarlar.
Türkiye’nin Dört Bir Yanında İzleri Var
Bugüne kadar Türkiye’nin dört bir yanında duvar resimleri yapan Zahra Nasırlı; evlerden iş yerlerine, bahçe duvarlarından büyük dış cephelere kadar çok farklı alanları sanat eserlerine dönüştürdü.
Portreler, hayvan figürleri, doğa, pop-art ve özgün kompozisyonlar… Her proje, bulunduğu mekâna göre yeniden şekilleniyor.

Ancak ortaya çıkan rengârenk eserlerin arkasında izleyicinin çoğu zaman görmediği oldukça zorlu bir çalışma süreci bulunuyor.
Bazen Bir Duvar İçin 30 Gün
Nasırlı’nın bugüne kadar üzerinde en uzun çalıştığı eserinin tamamlanması 30 gün sürdü.
Saatlerce ayakta çalışmak, metrelerce yükseğe çıkmak ve geniş yüzeylerde detayları kaybetmeden ilerlemek işin yalnızca bir kısmı.
Bazen şartlar çok daha ağır olabiliyor.
Dondurucu soğuklarda açık havada, yüksek duvarların karşısında çalıştığı günler de olmuş. Buna rağmen fırçasını bırakmamış.
Çünkü ona göre yaptığı iş ne kadar keyifliyse bir o kadar da zor.

Belki de eserlerini farklı kılan tam olarak bu: İnsanlar tamamlanmış bir duvar resmi görüyor; Zahra ise o duvarın arkasındaki günleri, soğuğu, yüksekliği, emeği ve yüzlerce fırça darbesini hatırlıyor.
Duvar Onun İçin Bir Tuval
Matematik ve mühendislik eğitiminin ardından hayatının merkezine sanatı yerleştiren Zahra Nasırlı, bugün Türkiye’nin farklı noktalarında boş duvarlara hikâyeler bırakmaya devam ediyor.
Onun için bazen devasa bir bina cephesi, bazen bir evin salonundaki boşluk, bazen de dışarıdaki gri bir duvar aynı anlama geliyor:
Yeni bir tuval.
Ve belki Zahra Nasırlı’nın hikâyesini en iyi anlatan şey de bu.
İki farklı bölüm bitirdi. Ama kendisini, eline fırçasını aldığında buldu.
