
Yazan: Dr. Berkin İnan
Biz diş hekimlerinin en çok duyduğu sorulardan biri şudur: “Diş taşı temizletmek dişe zarar verir mi?” Bu soru aslında yıllardır kulaktan kulağa yayılan yanlış bir inanıştan kaynaklanır. Oysa gerçek tam tersidir: Diş taşı temizliği dişe zarar vermez, tam aksine dişeti sağlığı için yapılması gereken temel bir işlemdir. Dişlerin üzerinde zamanla bakteri plağı oluşur. Eğer bu plak düzenli fırçalama ve diş ipiyle uzaklaştırılmazsa sertleşerek diş taşına dönüşür. Diş taşının yüzeyi pürüzlüdür ve daha fazla bakteri tutar. Bu bakteriler diş etlerinde iltihaplanma, kanama, çekilme ve zamanla dişleri tutan kemiğin zayıflamasına yol açabilir. Kısacası diş taşı, ağız içindeki problemlerin çoğunun başlangıç noktasıdır.
Peki diş taşı temizliği gerçekten dişlere zarar verir mi? Hayır, vermez. Diş hekimlerinin kullandığı cihazlar, titreşimle sadece diş taşını kırar; diş yüzeyine zarar vermez. Bazı kişiler temizlik sonrası hassasiyet yaşayabilir, fakat bu durum genellikle yıllardır taş altında gizlenmiş diş eti çekilmesinin ortaya çıkmasından kaynaklanır. Yani sorun temizlik değil, var olan hastalığın görünür hâle gelmesidir. Diş aralarının açılması da çoğunlukla aynı sebeptendir: Şişmiş diş etleri normale döner ve gerçek boşluklar görünür olur.
Dişetleri sağlıksız olduğunda yalnızca ağız değil, tüm vücut etkilenir. Artık tıp dünyası dişeti hastalıklarını sadece “ağız içinde kalan bir problem” olarak görmüyor; vücudun birçok bölümünü etkileyebilen bir iltihap kaynağı olarak kabul ediyor. Ağızda uzun süre devam eden iltihap, zamanla damar sertliğini hızlandırabilir. Bu nedenle dişeti hastalığı olan kişilerde kalp krizi ve damar tıkanıklığı riskinin artabildiği gösterilmiştir. Diyabeti olan kişilerin dişetleri daha kolay iltihaplanır. Aynı şekilde, dişeti hastalığı da kan şekerinin kontrol edilmesini zorlaştırabilir. Diş taşı temizliğinin tek başına HbA1c değerinin düşmesine yardımcı olduğu çalışmalarda gösterilmiştir. Bu nedenle düzenli diş taşı temizliği diyabet yönetiminin bir parçası olarak kabul edilmektedir.
Son yıllarda yapılan diğer çalışmalar ise ağızdaki bazı bakterilerin ürettiği salgıların vücutta dolaşarak beyin dokusunu etkileyebileceğini düşündürmektedir. Uzun süreli dişeti iltihabının, Alzheimer gibi hastalıklarla ilişkili olabileceğine dair bulgular vardır. Dişeti hastalığı bulunan gebelerde erken doğum ve düşük doğum ağırlığı riskinin artabileceği çeşitli araştırmalarla gösterilmiştir. Bu nedenle gebelik döneminde ağız bakımına ekstra özen gösterilmelidir Özellikle yaşlı veya bakıma muhtaç bireylerde ağız hijyeninin kötü olması, bakterilerin akciğerlere ulaşmasına ve zatürre riskinin artmasına neden olabilir.
Tüm bu bulgular, diş sağlığının aslında vücut sağlığından ayrı düşünülemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle hem ağız hem genel sağlık için düzenli diş taşı temizliği büyük önem taşır. Genel olarak altı ayda bir, dişeti problemi yaşayan kişilerde ise üç-dört ayda bir profesyonel temizlik yapılması önerilir. Düzenli kontroller sayesinde hem dişeti hastalıklarının ilerlemesi durdurulabilir hem de vücudu etkileyebilecek daha büyük sağlık risklerinin önüne geçilebilir.
Kısacası diş taşı temizliği; dişleri zayıflatmaz, aşındırmaz, diş aralarını açmaz. Aksine, sorunların ilerlemesini durdurur ve ağızdaki iltihabı azaltır. Bugün artık biliyoruz ki ağızdaki kronik iltihap vücudun tamamını etkileyebilir. Bu nedenle düzenli diş kontrolü ve profesyonel temizlik, yalnızca estetik bir tercih değil, sağlık açısından bir gerekliliktir.
