Bir İnsan Dönüştüğünde, Bir Dünya Değişir!

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisi olarak bu ay sayfalarımızda, kariyer yolculuğunu inşaat sektöründen insanın iç dünyasına uzanan bir farkındalık hikâyesiyle taçlandıran Sara Tekin’i konuk ettik. Tuğla ve kablolarla değil, bağlarla ve içsel güçle inşa edilen yaşamları anlatan Tekin, danışmanlık deneyiminden ilham verici dönüşüm hikâyelerine kadar birçok sırra sayfalarımızda ışık tuttu. Keyifli geçen röportajımız sizlerle, iyi okumalar dileriz.

 

Kariyer yolculuğunuz inşaat sektöründen başlayıp danışmanlığa uzanan ilham verici bir dönüşüm hikâyesi barındırıyor. Bu geçiş sürecinde sizi en çok etkileyen kırılma anı ne oldu?

Aslında her şey bir fark edişle başladı… Uzun yıllar inşaat sektöründe, somut yapılar arasında çalıştım. Disiplin, planlama ve sonuç odaklılık bana o dönemin kazandırdıklarıydı. Geçirmiş olduğum bir hastalığın ardından derin bir sessizlikte kendime şu soruyu sordum: ‘Ben gerçekten neyi inşa ediyorum? O an anladım ki, ben binalar yaparken içimde bir şeyler eksiliyordu. Maddi başarıların ötesinde, insanın iç dünyasına dokunma isteği büyüyordu içimde. Çünkü gerçek inşa; tuğlayla değil, farkındalıkla, sevgiyle, anlayışla yapılan bir yolculuktu. O farkındalık benim kırılma anım oldu. Kariyerimin değil, hayatımın yönü değişti. Artık duvarlar değil, bağlar kuruyorum. Bugün her danışanımla birlikte, bir hayatın yeniden temellerini atıyor; sadece yapılar değil, ruhlar onarıyorum. Ve biliyorum ki, en kalıcı inşaat insanın kendine yaptığıdır.

Elektrik taahhüt işlerinden NLP uzmanlığına, yaşam ve ilişki koçluğuna geçiş yapan bir isim olarak, iş dünyasında bu kadar radikal bir kulvar değişimi yapmanın zorlukları ve güzellikleri nelerdi?

Aslında değişim, dışarıdan radikal görünse de benim için oldukça doğal bir içsel çağrının cevabıydı.  Ancak bir noktada fark ettim ki; ben projeler değil, insan hikâyeleri yönetmek istiyorum. Eskiden enerjiyi kablolarla taşırdım, şimdi insanın içsel gücüyle dönüştürüyorum. Asıl inşa edilmesi gereken şey, insanın kendisiydi. Zorluk kısmı, alışılmışın dışına çıkmakta gizliydi. İnsan bazen kendi kimliğini yeniden tanımlamaktan korkuyor. Çünkü çevreniz sizi belli bir etiketle tanıyor: müdür, ‘iş kadını’, ‘işveren’… O etiketleri bırakıp ‘kendin olma cesareti’ göstermek, en büyük sınavlardan biri. Ama güzelliği de tam burada: Kendine sadık kalabildiğinde, hayatın seninle nasıl yeniden şekillendiğini görüyorsun. NLP uzmanlığı ve danışmanlık alanına geçiş, benim için mesleki bir değişimden çok bir farkındalık yolculuğuydu. Artık kabloları değil, duyguları bağlıyorum; enerjiyi sadece elektrikle değil, insanın içsel gücüyle dönüştürüyorum. Her danışanımda, kendi hikâyemi biraz daha anlamlandırıyorum. Ve her dönüşüm hikâyesinde, ‘doğru yoldayım’ diyorum.

 

“Sara Tekin Danışmanlık” markasını kurarken nasıl bir vizyonla yola çıktınız ve bu vizyon zamanla nasıl şekillendi?

Sara Tekin Danışmanlık’ı kurarken tek bir hedefim vardı: insanların kendilerini, ilişkilerini ve hayatlarını daha derin bir farkındalıkla inşa etmelerine rehberlik etmek. Benim için bu sadece bir meslek değil, bir misyondu. Çünkü insanın kendini anlaması, tüm ilişkilerinin temelini değiştirir. Başlangıçta vizyonum daha bireysel çalışmalara odaklıydı, danışanlarımın kişisel dönüşümüne katkı sunmak istiyordum. Fakat zamanla gördüm ki, bireyin dönüşümü çevresini, ailesini, hatta iş hayatını bile dönüştürüyor. Bu farkındalık beni hem bireysel hem kurumsal danışmanlığa yöneltti. Bugün “Sara Tekin Danışmanlık” bir marka olmanın ötesinde, insanların kendilerini yeniden keşfettikleri, ilişkilerini onardıkları, içsel gücünü fark ettikleri bir alan haline geldi. Her gün büyüyen bu yolculukta, vizyonumun özü hep aynı kaldı: ‘Bir insan dönüştüğünde, bir dünya değişir.’

Girişimci kimliğinizle bugüne dek en gurur duyduğunuz projeniz ya da danışanlarınızda gözlemlediğiniz en anlamlı dönüşüm neydi?

Benim için her danışan bir proje; her hikâye ayrı bir başarıdır. Fakat en çok gurur duyduğum şey, insanların gözlerindeki o ‘fark ettim’ anına şahit olmaktır. Çünkü o anda hayat yön değiştirir. İlk zamanlar yalnızca bireysel danışmanlık yaparken, insanların sadece kendi hayatlarında değil, çevrelerinde de pozitif bir dalga yarattıklarını görmek beni çok etkiledi. Bir danışanımın ‘Artık kendimi değil, duygularımı yönetebiliyorum’ demesi benim için milyonluk bir proje değerindeydi. Girişimci yönümle baktığımda ise, en gurur duyduğum projelerimden biri kurumsal farkındalık seminerlerim. Özellikle hukuk büroları, güzellik merkezleri ve farklı sektörlerdeki profesyonellerle yaptığım bu buluşmalar, danışmanlığın sadece bireye değil, iş dünyasına da dokunabileceğini gösterdi.

 

Danışmanlık süreçlerinizde NLP, aile ve ilişki koçluğu gibi çok yönlü alanları bir arada sunuyorsunuz. Bu disiplinleri harmanlayarak nasıl bir fark yaratıyorsunuz?

Aslında her insanın hikâyesi bir bütün; dolayısıyla tek bir yöntemle yaklaşmak bana hiçbir zaman yeterli gelmedi. NLP, aile danışmanlığı ve ilişki koçluğu gibi alanları bir arada kullanmamın nedeni, insanın sadece zihinsel değil; duygusal, davranışsal ve ilişkisel katmanlarını da aynı anda ele almak istemem. NLP, danışanımın düşünce kalıplarını dönüştürmesine; aile danışmanlığı, kök bağlarını ve ilişki dinamiklerini anlamasına; ilişki koçluğu ise bugününü yeniden yapılandırmasına destek oluyor. Bu üç alan birleştiğinde ortaya, sadece bir ‘sorun çözme’ süreci değil, kalıcı bir farkındalık çıkıyor. Benim için her seans bir mühendislik gibi; insanın iç dünyası. Disiplinleri harmanlamak bana her danışan için özgün bir yol haritası oluşturma gücü veriyor. Çünkü her insanın dili, hikâyesi ve iyileşme biçimi farklı. Ben de tam bu noktada fark yaratıyorum: kalıpla değil, kalple çalışarak.

Gelecek hedefleriniz arasında hem bireysel danışmanlık hem de toplumsal fayda açısından hangi projeleri hayata geçirmeyi planlıyorsunuz?

Sara Tekin Danışmanlık olarak vizyonum, sadece bireylerin değil, toplumun da dönüşümüne katkı sunmak. Çünkü ben her zaman şuna inanıyorum: birey iyileşirse, aile iyileşir; aile iyileşirse toplum değişir. Önümüzdeki dönemde hem bireysel hem kurumsal alanda farkındalık projelerini büyütmeyi planlıyorum. Özellikle kadınların duygusal dayanıklılığını, ebeveynlerin iletişim becerilerini ve çiftlerin bağ kurma kapasitelerini geliştirmeye yönelik atölye ve grup programları üzerinde çalışıyorum. Bunun yanında, iş dünyasına yönelik kurumsal gelişim seminerlerini daha geniş kitlelere ulaştırmak istiyorum. Çünkü duygusal farkındalık sadece özel hayatta değil, profesyonel yaşamda da verimliliği artırıyor. Yılların birikimini bir kitapta toplamak ve insanlara kendilerini yeniden tanıyacakları bir eğitim merkezi sunmak en büyük hayalim. Benim için danışmanlık bir meslek değil, bir hizmet biçimi. Gelecek planlarım da bu anlayışın etrafında şekilleniyor: daha çok insana dokunmak, daha çok hikâyeyi ışığa taşımak.