Ankara Turizm Derneği, Ankara’nın başkent oluşunun 103. yıl dönümü vesilesiyle Hilton Oteli’nde düzenlediği resepsiyonunda “Ankara ve Atatürk” hakkındaki bir çok bilinmeyen sunum eşliğinde anlatıldı…

Ankara Turizm Derneği Başkanı Berker Bülbüloğlu’nun ve Yönetim Kurulunun hazır bulunduğu resepsiyonda, Atılım Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Günseli Gümüşel’de, “Atatürk’ün Ankara Sevdası Nereden Gelir?” başlıklı bir sunum yaptı.

Ankara Turizm Derneği (ATD)nin, Ankara’nın başkent oluşunun 103. yıl dönümünü etkinliğinde; program açılışı konuşmasını ATD Başkanı Berker Bülbüloğlu gerçekleştirdi.

BÜLBÜLOĞLU “Ankara turizm şehri olmaz.’ Gri bir şehir diyorlar, memur şehri diyorlar. Biz de diyoruz ki: Olacak”…
Bülbüloğlu Değerli misafirler, sevgili dostlar, hoş geldiniz diyerek başladığı konuşmasında; “Bundan tam 103 yıl önce, 13 Ekim 1923’te Ankara başkent oldu. O gün buna inanmayan çoktu. ‘Bu bozkırda başkent mi olur?’ dediler. ‘Ankara başkent olmaz’ dediler. Oldu. Bugün de bir cümle duyuyoruz: ‘Ankara turizm şehri olmaz.’ Gri bir şehir diyorlar, memur şehri diyorlar. Biz de diyoruz ki: Olacak. Biz yapacağız. Çünkü Ankara’yı bilen bilir; bu şehrin köklü bir geçmişi var. Kalesi, Ulus’u, Hamamönü var. Müzeleri, sahneleri, sofraları var. Eksik olan şehir değil; eksik olan, şehrin anlatılması” dedi.
ATD Başkanı; “Gelen misafirler; Ankara’yı Gezsin, tatsın ve yine gelmek istesin”…
Bülbüloğlu sözlerinin devamında; “Ankara Turizm Derneği olarak bizim işimiz tam da bu: Ankara’yı güzel anlatmak. Gelen misafir bir gün değil, birkaç gün kalsın istiyoruz. Gezsin, tatsın ve yine gelmek istesin. Bu akşam hikâyenin en başına gideceğiz: Atatürk Ankara’yı neden bu kadar sevdi? Bunu bize Doç. Dr. Günseli Gümüşel anlatacak. Bu akşam bizimle olan herkese ve emeği geçen tüm üyelerimize teşekkür ediyorum. Başkentimizin 103. yılı kutlu olsun” şeklinde konuştu..

Ankara’nın, felaketler değil gururlar tarihinde yerini alan bu şehrin talihini döndürmek Atatürk’ün aklına nereden geldi?
Doç. Dr. Günseli Gümüşel; Atatürk’ün Ankara sevdasını bilmeyen yoktur. Ama hemen hemen her tarih kitabında rastladığımız Ankara’nın başkent seçilmesinin nedenleri başlıklı klasik bilgilerle doldurulmuş metinler bu sevdanın nereden geldiğini açıklamaya yetmez diyerek başladığı sunumunda; “Milli Mücadelemiz ile birlikte çehresi değişmeye başlayan ve nihayet felaketler değil gururlar tarihinde yerini alan bu şehrin talihini döndürmek acaba Atatürk’ün aklına nereden gelmişti? Meclis’in Ankara’da açılması ve şehrin ulusal bağımsızlık savaşımızın merkezi olması ile askeri ve coğrafi özellikleri başkent oluşunda etkiliydi ama hepsi bu kadar olamazdı. Anadolu’da siyasal ve ekonomik ilişkilerin en kötü olduğu dönem 14. yüzyıldır. Doğal olarak Anadolu’nun ortasındaki Ankara da bu ilişkilerin verimsizliğinden kaynaklanan kuraklık, açlık, yoksulluk ve göçten olumsuz etkilenmiştir. Aynı dönemde Mısır, Bizans ve Suriye’nin çökmesiyle yol ağı değişmiştir ve bu nedenle bölgenin ticareti de gerilemiştir. Ticaret yollarının ve ticaret hayatının az da olsa hareketlendiği dönem 1304’te Ankara’nın tamamen Moğol idaresine girdiği dönemdir. Bu dönemde vergi sistemi “kent” ve “kırsal” olarak ayrı ayrı düzenlenir. 1308-1341 zaman aralığında İlhanlılar, yönetimi devralır ve Ankara, valiler aracılığıyla yönetilmeye başlar. Daha sonra şehrin yönetimi konusunda Karamanoğulları, Eratnalılar ve Moğol Beyleri arasında büyük siyasi mücadeleler yaşanır. Yönetim gittikçe karmaşık bir hal alır. Aynı dönemde Orta Asya’nın büyük kentlerindeki Türk esnaf ve zanaatkarlar Moğol Hükümdarı Cengiz’den kaçarak Selçuklu’ya sığınır ve Ankara ticaret tarihi açısından önemli bir kilometre taşı olan ahi örgütlerini kurar. Türklerin Anadolu’ya göçü ticari anlamda önemli bir kent olan Ankara üzerinde yoğunlaşır. Ahiler için göç ettikleri Ankara’da zayıflayan askeri yönetimin yerini doldurmak an meselesidir ve sonunda Ahi Beyleri, Moğolların denetimiyle yönetimi ele almayı başardılar”

Atatürk Ankara’ya aşıktı, Ankara da onu çok seviyordu…
Atatürk’ün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında Ankara’da olabilmek için yanındakilere üzüntüyle söyledikleri vardı. Ancak bu isteği yerine gelemedi diyerek devam ettiği konuşmasında Doç. Dr. Günseli Gümüşel; “Atatürk çok hastaydı. Ölümüne iki haftadan az süre kaldığını bilmeden hasta yatağında Ankara’yı sayıklıyordu. Bayram günü o yine yatağında “Ankara,” diyordu, “Ah Ankara’da olabilseydik!” Öleceğini bilen büyük insan son nefesini, kurduğu cumhuriyetin başkentinde vermek istiyordu. Özlemi gizlice döktüğü gözyaşlarına ve artık saklayamadığı ağrılarına, acısına karışıyordu… Atatürk Ankara’ya aşıktı, Ankara da onu çok seviyordu…

ZÜBEYDE HANIMIN YÖRÜK KIYAFETLERİ İLE DAHA ÖNCE YAYINLANMAMIŞ FOTAĞRAFI SUNUMDA YERİNİ ALDI…
Türk milleti, o heyecanlı ve gurur dolu hatıranın sahibi Ankaralılar, Atatürk’e inanmakta haklı çıktılar. Bu şehir onun kararlı elleri arasında olağanüstü zaferler kazandı. Ona inananlar ise önceleri bir türlü elde edemedikleri bir armağan aldılar: Bir vatan!


